Yeni trend: Moda için tesettür

fotoğraf, bir siteden alınmıştır.

Hatırlar mısınız bundan 1-2 yıl önce en yaygın olan trend “emo”lardı. Erkeği de vardı içinde ama genelde kızların değişik hallere girmiş şekliydi emo olmak. Ergen nesil bu trendden çok etkilenip emo olmuştu. Herkes emoları konuşur olmuştu. Özellikle girdikleri şekillerden bahsederdi herkes. Ve tabiki erkeklerin en çok söylediği söz vardı: “Ya arkaaş emolar ama çok güzel kızlar. Hep güzel kızlar emo!”

Bunlardan neden bahsediyorum ben? Azıcık akıllı olan insanda şimşek çakmıştır ilk paragrafta. Yeni trend, başörtüsü ya da tesettür işte. Bundan 3-4 yıl önce etrafınızda bu kadar “tesettürlü” kızlar varmıydı? Ben cevap vereyim.

Bu kadar yoktu, ama yine vardı. Ve 3-4 yıl öncekiler ne makyaj yapardı, ne dar pantolon giyerdi, ne de tayt giyerdi.

Sadece kışın kapanan kızlar tanıdım, gördüm. Kulaklarını koruyor nasıl olsa. Hem Allah böyle buyurmuş zaten, ikisini bir arada götüren kızlar. %10

Sadece yaptığı kötü işleri örtsün diye kapanan kızlar tanıdım, gördüm. Hani toplum baskısını herkes bilir, erkek arkadaşınla gezersin ve birşeyler yaşarsın onunla, ama millet seni kötü bilmesin diye -tabi bu çok önemlidir- başını kapatırsın. Ve onlarda “yok abi o öyle şey yapmaz, bir kere kapalı o” derler diye düşünürsün. %40

Sadece saçlarını beğenmediği için, saçları açık olunca güzel olmadığı için kapanan kızlar tanıdım, gördüm. Bazı kızlar başörtülü şekilde daha güzel gözükür. Ve saçlarının görüntüsü onları memnun etmeyince kapanırlar. %10

Sadece moda için kapanan kızlar gördüm, tanıdım. “Ya Ayşe ablaya çok yakışıyordu, bende kapanayım dedim.” Aaaa! Böyle şey mi var? Kapanmak moda olamaz ki. Yanlış. İyi araştırın güzelim. “Üstüne bir de topuklu ayakkabıyı giydik mi, ohh valla süper çekici oluruz.” %30

Sadece Allah buyurdu diye kapanan kızlar gördüm, az da olsa tanıdım. Sıfır makyaj, doğal güzellik, orasını burasını belli eden pantolonlardan giymeyen ve gerçek bir saf kalbe sahip olan. Taktığı başörtüsünün markasına bakmadan, kimseye aldırmadan dini için kapananlar. Bunlarda %10.

Ve bu son maddeyi ayrı tutun diğer maddelerden. Şimdi söyleyeceklerimi son maddedeki ablalarımızla, kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla ilgili değildir, bunu söyleyeyim. Diğer maddelerdeki kızlar içindir: Bunlar, onlar için başörtüsü yasasını sunan Süreyya Önder’e “zerdüşt” diyen başbakanı sever, sayar. Peki sizin savunduğunuz parti ve başbakan, başörtüsü için ne yaptı? Cevap yok değil mi? Politika işte buna deniyor güzel modacı kızlar. Sizin zaten din umrunuzda değil, e haliyle başörtü simgesini kullanıp oyları kapan adamı da savunursunuz. Hakikaten somut olarak ne yaptı hükümet? Tam 8-9 yıldır, ne yaptı? Cevap yok değ’mi? Siyasi simgem var diye ortalıkta gezineceğinize azıcık araştırın, azıcık bilgi sahibi olun.

Moda herşey değildir.

“Benim de Kürt arkadaşlarım var…”

Kaç gündür yazmayayım yazmayayım diyorum ama olan olaylar “artık yazmalısın” diye ısrar ediyor gibi. Korkudan yazmadığımı düşünmeyin, korkum olsaydı ölümden, şimdiye kadar tavrımı belli etmezdim zaten.

Geçen gördüm, harika yazmışlar: “Her zaman “yasa dışı terör örgütü” dediklerinde bunun yasal olanı da mı var derdim, meğerse varmış.” 28 Aralık Uludere Katliamından sonra yazmış arkadaş. Başka ülkeleri işgal edemeyen bir devlet, kendi dağlarını ve kendi insanlarını vurur, katleder. Çünkü bir devlet, bir ordu her zaman güvenoyu almak zorundadır. Bizim ülkemizde de devlet bu güveni böyle sağlıyor ve bunlar her yerde islamiyetten bahsediyor.

Katliam üzerine yazılacak, çizilecek çok şey var aslında ama Gültan Kışanak’ın tarihi konuşmasını dinleseniz bile yeter. Ama dur ya! Tayyip Erdoğan’dan başkasını dinlerseniz sizi içeri alırlar. Pardon. Korktuğunuzu, 3.5 attığınızı unutmuşum.

En sinir olduğum şey, onların birer kaçakçı olduğu için vurulmasında sorun olmadığını söyleyenler. Ve bu adamlar bana “Cuma namazına gidelim mi” diyen adamlar. Zorla ateist ol diyorlar, sabır ya Rab. Devletin neler kaçırdığını bilmiyormuş gibi konuşmanın tek manası vardır, “vallahi biz göt korkumuzdan altımıza sıçıyoruz, karşı gelemiyoruz”dur.

Önce Balyoz, sonra Ergenekon, sonra da KCK adında operasyonlarla bütün rakiplerini içeri tıkan bir hükümet var karşımızda. Başka hangi ülkede bu kadar gazeteci içerde acaba? “E o da yazmasın arkadaş” diyen büyük islam düşünürlerini duyar gibi oldum. Ama bizler sizin gibi şerefsiz yaşamayı bilmiyoruz ki. Onlar sırf haksızlığa boyun eğmedikleri için içerideler. Onlara buradan koca koca selamlar olsun!

“Ben faşistlik yapmıyorum, benim Kürt arkadaşlarım bile var.” demek üstü kapalı faşizanlıktır. “Bile var” ne demek lan? Bu kadar mantıksızca konuşan insanlarla yaşamak zor, gerçekten zor. Bu katliamdan sonra görüşüne değer verdiğim bir iki abi ve bir iki dost vardı, bir şeyler yazar, kınarlar diye.

Ama öyle bir hal almışız ki, konuşsak içeri atarlar en iyisi susalım modundayız. O kadar içeri alındılar, ses çıkarmadılar. Bir gün muhalefet partilerini de toplayacak hükümet, onlara ses çıkaran kimse kalacak mı? Kocaman bir HAYIR! Susmaya devam edin. Yeri geldiğinde sosyalist görünüp, Kürt konusu olunca “aman dokunursak yanarız” diye korkan insanlar, susmaya devam edin.

Yıllardır hükümetler değişiyor, muhafazakarı geliyor, cumhuriyetçileri içeri alıyor, cumhuriyetçiler geliyor, Kur’anları toplatıp, onları içeri alıyor. Ama her hükümetin ortak noktası var: Hangi hükümet geldiyse hepsinin zülum ettiği halk Kürt halkı oldu.

Geçenlerde İzmir’de gece kulüplerinde eğlenen bir kadını alıp polisler öldüresiye dövüyor ve bu kameralara yansıyor… (Bu yansıyanı, bir de yansımayanları bilseniz) Sonra bu olay hakkında muhafazakar kesim “oh ne güzel olmuş, bir kadının gece ne işi var kulüplerde” diyor. Cumhuriyetçi kesim ise “böyle şey olamaz, özgürlük diye bir şey var, orada ne işi var ne demek” diyor. Köylüler katlediliyor -sizin tabirinizle kaçakçılar, KAÇAKÇILAAAR- üstteki konuda fikir ayrılıklarına sahip olan insanlar bir noktada birleşip “ORADA NE İŞLERİ VAR” diyorlar. İkiyüzlülüğünüz gülünç…

Ve bu insanların düşünceleri o kadar basitleşmiş ki, hükümeti övmeyip, onlar gibi konuşmazsan “propagandacı” oluyorsun. What the fucking is going on lan? Ne oluyor be? Herkes sizin gibi düşünecekse, nerede demokrasi? Dedim ya o kadar basit düşünüyorlar ki, adamın birisi, “senin ırkından diye üzülmen normal” diyor. Irk kelimesini kullanan birisini gördüysen hemen oradan uzaklaş. Yenilmişlik ve kaybetmişlik psikolojisi onlara bunu söyletiyor tabi.

Onların zaten direk seni “onların ırkındansın diye” suçlaması normal. Onlara göre herkes Türk ve Türkleşecek. FG’nin asıl planı budur zaten: Dünya’yı Türkleştirmek. Milliyetçilik duygusu, her zaman zarar getirir. Adı üstünde “duygu”dur bu. Duygularla hareket etmeyi bırakın. Kürt olmuşsun, Türk olmuşsun farketmez, milliyetçilik yapan kim olursan ol, her katliamda seninde parmağın vardır.

Bir Sırrı Süreya Önder’in bir de Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarına bakın. Yani bunu farkedemiyorsanız gerçekten size gülüyorum yahu. Sokakta, bilye oynayan arkadaşıyla konuşuyormuş gibi bir başbakanımız var. “Senin baban”, “Ananı da al”, “İpiniz” filan… Öte yandan bırakın molotof atsınlar diyen Altan Tan’ı da Erdoğan gibi eleştiriyorum. Konuşma dediysen, Süreya Önder’i dinleyeceksin. En sinirli anında bile özenle seçilmiş kelimeleri kullanıyor.

“Ananda işte babanda falan filan” diyen bir başbakan var ya! Bunu kızlar bir de seviyor. Lan ben burda iki küfür yazıyorum, hemen küfürbaz oluyorum bu kızlar tarafından.

Diyeceğim şu ki, herşey kötüye gidiyor. Sizleri de içeri almadan bir an önce AKP’li olun, AKP’yi övün. Mazaallah, babalarınız sonra ne der lan? Zaten suç sizlerde değil, sizlere bu zihniyeti aşılayan ebeveynlerinizde.

“Benim Kürt arkadaşım bile var” diyor ya. Hiçbir yerden olmak istemeyen, bukalemun gibi renk değiştiren bir insan ancak bunu söyler. Hepimiz insanız, ne Türküz, ne Kürdüz… Hepimiz insanız. İnsan? Vicdan?

Herkes photographer

Bizim, fotoğrafçılığı çok başka yerimizden anladığımız kesin bir şey. Eline makine alan, köprüyü, tarihi camileri çekiyor ve adam “photographer” oluyor. Bu kadar basit mi yahu?

O kadar üniversite var ve hocaları fotoğraf için Kız Kulesi’ne götürüyor hepsini. Ama hep yapılmışı yaparsanız, gelişme gösteremezsiniz ki.. Al sen boğazı çek, sende camileri, sende Galata kulesini falan çek… Böyle bir şey var mı?

Farklı bakış açıları isteyen bir öğretmen göremedim henüz. “Öyle bir fotoğraf istiyorum ki, daha önceden çekilmemiş olan veya çekilmiş ama az olandan” dese, belki öğrencilerde başka şeyleri çekerler. Ama hep boğaz, hep cami filan. E pezevenk makineye gerek yok ki, zaten onlar güzel şeyler. Onu 2.0 MP ile çek yine güzel çeker.

Profesyonel makinalarınız var ama hiç farklılık yok. İstanbul sadece camilerden köprülerden ibaret değil ki. Nice insan görüntüleri çıkar buralardan.

N’olur artık klişeleşmiş şeyleri yapıp durmayın. Gözümde öyle ne photographer oluyorsunuz, ne de başka bir şey. Farklı, daha farklı. Hiçbir şey gelmiyorsa aklınıza Flickr’a girip hayal gücünüzü geliştirebilirsiniz.

Bir de bunlar kendilerine sayfa oluşturup fotoğrafları koyup “İsim Soyisim Photography” yazmazlar mı anasını satayım… Bırak Allah aşkına ya.