Merhaba Şakirler, Haydarlar ve niceleri… Bu iki ismin çektiği çileyi kimse çekmemiştir herhalde. Nerede bir ayıcık, nerede bir yavru köpek, nerede bir oyuncak varsa adı ya Şakir, ya da Haydardır. Çok az ihtimalle Nuri filan da koyuluyor. Cansız varlıklara neden Şakir veya Haydar ismi koyulur ki? Bir dernek, bir cemaat kuruyorum: “Ayıcıklara ve Hayvanlara Şakir ile Haydar İsmi Konulmasın”…
Açlık Oyunları’nın filmi olursa soundtrack’ı kesinlikle “Üşür Ölüm Bile” olmalı… Neden mi? Baksana sözlere: “Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca ,yumdu sanki gözlerini uyur gibi usulca..” Katniss, bebeğim, sana gelsin bu şarkı.
Tamam, adam gazeteci yazar filan ama “Oral Çalışlar” ismi de çok kötü be abi. Oral çalışılır gibi…
Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları albümünde ki bazı şarkılar var ya, onlar işte, çok Anadolu kokuyor. Şarkı koklayan adamı deli sanıp dışladılar…
Şimdi, ben yeni geldim ya Üsküdar’a filan… Esnaflar filan soruyor. Nerelisin? “İzmir’liyim” diyorum. Ve sonra otomatik olarak “İzmir’in kavakları heeaağ” diyorlar. Ben de “atı alan Üsküdar’ı geçmiş” diyorum. Böyle alakasız konuşmalarla sevdim işte seni İstanbul…
İETT otobüslerinde Michael Jackson’un olduğunu düşünün. Herkes tutunuyor, düşmemek için. “Lan sen niye tutunmuyon piç?” diyorum… “Ben tutunmadan böyle eğilip durabiliyorum oğlum, hadi şimdi veni vici vokke lan!” diyor Maykıl ve o meşhur duruşunu yapıyor.
Orospular açıklama yapmış: “Politikacıların bizim çocuklarımız olmadıkları konusunda ısrarcıyız.”
İzmir’de polislerden dayak yiyen kadın daha çok ceza almış… Ulan sen kimsin de, kahraman polislerimizden dayak yersin, al sana cezaaaaaa! Al sana, al sana.
Merhaba Nalan bu sen misin, yoksa arkandaki baban mı? Babansa, söyle, kaçayım amına koyim. Boktan yere dayak yemeyelim, vermeden uğraştırıyorsun zaten.
nasıl sanat lan bu. burda bile karının memeleri sansürlemiş.