- Haftanın kitabı: Sürgün ve Krallık, Albert Camus
- Haftanın en beğenilen yazısı: Mahallenin En Güzel Kızı
- Bu hafta dergide yayınlanan yazım: Markalaşmanın Büyüsü
- Haftanın şarkıları:I Can’t Stop Loving You, Ray Charles – Amenna, Ahmet Kaya - Güllerin İçinden, MFÖ
- Haftanın blogu: http://ucuncuadam.wordpress.com
- Haftanın sözü: “Allah insanın mayasına ne katmışsa, bazı şeyleri asla ifade edemeyiz. Bunu bilmek ya da sezmek bizi ‘inanmaya’ yöneltir. Kur’an’da “Allah kalplerde olanı bilir” yazıyor. Çoğu kimse bu ayeti şöyle anlıyor: “Allah, sizin gizlediklerinizi biliyor. “Bence ayetin asıl anlamı şu: “Kalbinizde olup da hiç kimseye anlatmayı başaramadığınız, dile getirilmesi imkansız bir şey var ya, işte Allah onu biliyor, üzülmeyin. “Nitekim bir başka ayette de “Allah’tan daha iyi dost mu bulacaksınız?” deniliyor.” Murat Menteş
- Evet, bu hafta biraz zor bir hafta oldu. Eleştirilere her zaman açığım ama işin içine annelere küfür etmek girince ağladım ve sinirimden paylaşmayı bırakıyorum dedim. Bu kararımda ciddiydim de oyun oynamak gibi bir amacım yoktu, sevmem de oyunları. Ama adeta Allah bana “vazgeçme” dercesine bir öykü dergisinden cevap geldi ve son öykümün yarın dergide yayınlanacağı söylendi. O yüzden birden duygularım değişti ve çok mutlu oldum. Allah’ım sen gerçekten ne yüce bir ilahsın!
- Sonra benim gitmemi istemeyip, paylaşmama son verirsem kötü olacağını söyleyip, arkamda olan insanlar vardı… Onlar da gözlerimi doldurdu ve gerçekten hepinize kurban olurum. Sizler varsanız bende varım. Beni sizler yarattınız gibi oldu ama öyle değil… Neyse sonuç olarak seviyorum sizleri, belki en çok acımasız eleştirileri ve küfürleri bu hafta yedim ama en çok desteği de bu hafta aldım.
- İkinci duyuru olarak; 31 mayıs, akşam 10′da İzmir’deyim. 4 gün kalacağım. Sınav yerimi Kadıköy yapmıştım ama geç kalmışım sanırım.
- Bu da benim dinlediğim müziklerimin ve playlistimin olduğu sayfa: http://arturodandini.tumblr.com
- Pakistan’lı Ahmet Kaya’yı dinlediniz mi? Adamın sesi birebir aynı olmasa da çok benziyor. Helal olsun.
- Psikolojide bir oyun vardır, kendinde olmayan bir şeyi sürekli söylersin ve o misyon sende yüklüymüş gibi gösterirsin. Adalet denilen şey kendilerinde olmayınca kalkıp partinin ismini adalet yapmışlar.
- Knut Hamsun’un Açlık kitabını okuyorum diye günlerdir yemek yemeyişim…
- Hala ev arkadaşı bulamadım ve çok az süre kaldı. Ne yapacağım bilmiyorum.
- Askerlik yapmayan erkekle evlenmem diyen kızın kafasını da anlamak epey güç. Çok eskilerde kalmış bir kafa yapısıyla karşı karşıyayız.
- Konservatuvarlarda Requiem For A Dream’ın müzikleriyle ders verilmeli bence. Müziklerin öne çıktığı nadir filmlerden birisi.
- Tutuklanmayan öğrenci kaldı mı arkadaşlar? Eğer kaldıysa söyleyin.
- Bana göre kötünün iyisi diye bir deyim yoktur. Kötünün iyisi diye bir terimi önümüze çıkardılar ve kaç yıldır saltanatlarını sürüyorlar. İnandığınız neyse onu yapın. Kötünün iyisi diye bir olay yoktur. Kötü, kötüdür, iyi iyidir. Ayrıca “ne kötü ne iyi ya, zararsız biri” lafını hiç anlayamadım. Bana göre iyi olmayan kötüdür, kötü olmayan da iyidir, ortası mı varmış bunun?
- Emlakçı arıyor zırt pırt, “ev işini halletsene” diyor. “Oğlum bak git” diyorum beni dinlemiyor. Olacakları siz düşünün.
- Yolda bim poşetleriyle otostop çeksen seni arabasına alan çok kişi olur. Düşünce şudur: “Baksana Hilmi, Bim poşetleri var elinde, evine gidiyordur, iyi biridir, alalım yolda kalmasın.”
- Bim samimidir. Migros zengin işidir.
- Bimcell’in afişlerini gördünüz mü? “5 dakikaya oradayım demek sadece 1 kuruş.” sloganıyla yola çıkmışlar. Sloganda ki kurnazlık şurada: 5 dakika ve 1 kuruş kelimelerini bir arada gören insan, otomatikman aklında kaldığı kadarıyla“5 dakika konuşmak 1 kuruşmuş abiiğ” diyecek. Ya da “yanlış hatırlıyor olabilirim, gidip sormak gerekecek” diyecek. Bim’e gittiklerinde canları bir şeyler çekecek ve bir şeyler almadan çıkmayacaklar. Ulan ne senaryo yazdım be.
- Yalnız o kadar çok Bim’i yazmışım ki, Bim’den para aldığımı düşüneceksiniz. Yani aylık reklam için 3000 liraya para diyorsanız evet para alıyorum. Şaka lan şaka.
- Guns n’ Roses grubunun afişleri ile Deli Yürek dizisinin fragmanında çıkan görüntülerin arasında ne fark var heheeh?
- Açıköğretim finalleri yaklaşıyor ama sıkıntılar yüzünden çok çalışamıyorum. Saldım çayıra, Mevlam kayıra…
- Büyük Ev Abluka’da ise, küçük ev nerede diye sorarım ben adama. O değilde, ben yaptıkları işi sevmedim. Zevk almadım dinlerken, gülmedim, beğenmedim. Sorun bende bence.
- Wild World’u Cat Stevens’tan sonra en iyi, dostum Yağmur Adam söylüyor.
- Allah’ım bende bir gün cool bir insan olayım. Duy şu sevgili coolunu.
- Pearl Jamdır, Erol Taştır.
- Volkan Demirel’i “tutmayın küçük enişteyi” diyerek salmak istiyorum. Adam evden aldırtıyor usta, dikkat edelim.
- Kadın dediğin birazcık utangaç olmalı.
- Yalnızlığa alıştım ve artık birini gerçekten aramıyorum. Ve kimseyi de istemiyorum sanırım. Evet evet istemiyorum. Kimse de beni istemiyor, oh böyle kebap vallahi.
- Bu hafta aklıma hep ben küçükken annemle tarlaya gittiğimiz geldi. Annem benle ağabeyimi de götürürdü pamuk tarlasına ama biz ağabeyimle sıramızı bitiremezdik. Ben küçüktüm zaten, ağabeyim de yoruluyordu. Annem kendi sırasını bitirir, sonra gelir benim sıramı bitirir, sonra da ağabeyimin sırasını bitirirdi. Tarlaları da bilirsiniz, çok büyüktür. Ama gel gör ki, benim canım anam, üçümüzün sırasını da bitirirdi. Sırf birkaç kuruş daha fazla alıp biz okula giderken bir şeyler yiyebilelim diye. Ne günlerdi be… Nereden nereye işte.
- Uludere katliamı için çıkıp “tazminatsa tazminat” dediler. Hatta bir adam var ya, taklacı, o da çıkmış şey diyor “özür dilenecek bir şey yok orada olmamalıydılar.” Yahu size ne desek boş. Sizden korkmuyoruz, ateş olsanız düştüğünüz yeri yakarsınız. Nisa Suresi 92. ve 93. ayetlerde “bir mü’min’in bir mü’min’i öldürmesi olacak şey değildir” diyor ve ekliyor: ” Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” Hal böyle iken, Allah böyle buyurmuş iken sen çıkıp “özür dilemeyiz” diyorsun. Sen kimsin be adam? Kimsin? Allah, hepinizin hakkından gelecek.
- Kürtaj, dinimizce haram ve yasaktır, cinayet yerine geçer eyvallah fakat Erdoğan’ın yaptıkları da dinimizce onaylanan şeyler değil. Katiller! Irkçılar! Milliyetçiler! Tekçiler! Kibirliler! Bunların hepsi dinimizde olmayan şeyler! Neyse.
- Ya Melih Gökçek efendiye ne demeli? Kadına demiş ki, “çok kürtaj yaptırdın herhalde bağırıp duruyorsun”… Bu adamlar yüzünden tekrar dine sarıldım, yeniden araştırmaya başladım, dinimizi bu adamlara kullandırtmayalım, “hacı bunlar yüzünden soğuyorum yeaa” deyip kolaya kaçmayalım.
- Sonracığıma, üst menüde Yazı Denemeleri, Şiirler, Öyküler, diye vardı ya, bir de oraya eleştiri ve düz yazıları ekledim. Kolayca ulaşabilin diye eski yazılara. Ve tekrardan iyi ki varsınız!
- Hatırlatma: Bana veya Armariel’e buradan soru sorabilirsiniz: www.ask.fm/diverseprospettive
Category Archives: Haftanın Özeti
Haftanın özeti #86
- Haftanın kitabı: Bahara Kadar Bekle Bandini, John Fante
- Haftanın en beğenilen yazısı: Tumblr’da özentilik
- Bu hafta dergide yayınlanan yazım: Biz Acaba Biz Miyiz?
- Haftanın şarkıları: I’m a man, Black Strobe - Yolum Seninle, Moğollar – Sevmekten Kim Usanır, Nev
- Haftanın blogu: http://sersu.tumblr.com/
- Haftanın sözü: “Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.” Albert Camus
- Öncelikle Armariel hakkında bahsedeyim. Armariel ayrı bir yazardır ve onun yazdıklarından sadece o sorumludur. Benim yazdıklarımdan ise sadece ben. Ne o benim yazdıklarımdan, ne de ben onun yazdıklarından hesap vermeyiz. Bunu önce öğrenelim. O burada bir şeyler yazar, ben de tam tersini yazabilirim. Ayrı insanlarız sonuçta.
- Anadolu’nun Kayıp Şarkıları adlı belgeselinde birkaç şarkıyı çok beğendim, aradım aradım bulamadım, sonra durdum ve düşündüm: “Abi bunlar zaten kayıp, nasıl bulayım ki?”
- Son günlerde Facebook’ta “devlet onaylı” diye reklamlar oluyor. Spam yani. Devlet onaylı ise uzak durun lütfen.
- Poşu koleksiyonu yapasım var… Böyle çeşit çeşit alıp odanın her yerine asasım var…
- Facebook’ta Harvard Üniversitesi yapabilirsin ama 3 aydır işsiz gezdiğin gerçeğini değiştirmez.
- Facebook’ta barlarda kızlarla çekildiğin fotoğrafları koyup hava yapabilirsin ama bu baba parası yediğin gerçeğini değiştirmez.
- Twitter’da fenomen olabilirsin ama bu senin gerçek hayatta konuşamadığın gerçeğini değiştirmez.
- Twitter’ı bir türlü sevemedim. Facebook Ekmek Teknesi ise Twitter Aşk-ı Memnu. O derece samimi gelmiyor bana. Ve herkes bilgin sözde, ama dışarda konuşmayı bilmiyorlar.
- Tumblr’da popi olabilirsin ama bu senin gerçek hayatta vasıfsız olduğun gerçeğini değiştirmez.
- Dergide hangi günler çıkıyor yazılar? Ya salı günleri ya da perşembe.
- Haftanın blogunda ki adam hem hemşehrim, hemde komik adamdır. Çok güzel tespitleri var şerronun.
- “Beni öpecesin sanıyordum ama sen benim yanımdan geçtin, hiç bana bakmadın, hayatım, hayatım leylaaağğğğ.” Mustafa Erdut, benim gözümde Twitter’ın salak fenomenlerinden daha popülerdir.
- Sırrı Süreyya: “O kötü bir şaka gibi, birinin İ.Naim Şahin’e ‘Tamam, tamam sen İçişleri Bakanı oldun. Artık heyecanlanma demesi lazım.”
- Philipp Morris’in hikayesi kadar etkileyici bir hikayem olursa bir gün kitap çıkarırım hehehe. Gerçi öyle zengin olduktan sonra ne gerek var bu tür şeylere? Aaa para kazanmak için yapıyormuşş,, yuuuuuhhh, vurun kahpeeyeee.
- Başkasının rüyasına girmeye ne dersiniz? Bana gelin, size öğreteyim. Bedava hemde. %100 devlet onaylı.
- Geçen yine Marx ile oturuyoruz. Marx dedim, isminde bile para ismi(mark) var, bırak bu anti-kapitalist ayaklarını. O gün, bu gündür bana manifesto çekip duruyor gözünün yağını yidiğim.
- Yidiğim dedim de aklıma eskiden yidiğim naneler geldi. Nane dedim de aklıma Ajdar geldi. Ajdar dedim de aklıma döl israfı geldi…
- “Aklına geldiğim oluyor mu hiiiiç? Ah aşkım aman aşkım, sen ne dersen tamam aşkım, açılar içinde kaldım, ne istersen söyle aşkım, bu senin pi sayın!” -Pisagor Tatlıses
- 1 hafta boyunca her pencereyi açtığımda evime giren kedi, dinle bu sözlerim sana: “Dooost dedik hayiiin çıktı, dıdıdıdıtıdıdınıı” Oğlum, ne geliyorsun lan evime? Ben kendime zor bakıyorum. Kovuyorum da gitmiyor, hani insan bir korkup kaçar lan. İnsan olmasa bile, hayvan korkup kaçar. Ama çok efendi bir kedi he, yatağın altına giriyor, üstüne çıkmıyor, sandalyelere zıplamıyor, masaya çıkmıyor. Yoksa? Yoksa… Yoksa, ben işteyken hepsini yapıyor mu? Lanet olası kedi!!!11
- Bazen düşünüyorum da, ben tam evlenilecek erkeğim abi. Evim var, işim var, eh biraz tipim var, biraz bir şeyler biliyorum, kötü alışkanlıklarım yok, yarışmaya Üsküdar’dan katılıyorum…Hmm şey, yani ne bileyim. Çıkarsa düzgün talipler evlenebilirim!!!11
- Tamam Adele falan iyi hoş, ama ben Adile’leri özledim, Adile Naşit’leri.
- Tutkal kokusu candır. Fante, John’dur. Lennon, John’dur. Travolta, John’dur… Sibel Candır… Tamam susuyorum.
- Yıllardır merak edilen soruya cevap veriyorum beyler: Alp Er Tunga ölmedü. Issız Acun da evrüm geçürerek Acur Ilıcalı olup TV’de programlar yapmaya başladı.
- Ege Takımı Akhisar Bld. Spor, bundan kelli Süper Lig’te. Hoş geldin cınım.
- İzmir dili konuşmaca: Gevrek. Çiğdem. Boyoz. Darı.
- “Sevdik de ne oldu, Efes ile Tekel zengin oldu.” Pablo Neruda
- Tayfur Havutçu’yu hep havuççu olarak bildim. Affet beni gardaşım.
- Bilelim: Kuran-ı Kerim’de en çok İsrailoğulları’na ayet yazılmıştır.
- Yeni Türkü grubu artık eskimiş beyler.
- Bazı alışkanlıkların sadece Türklere has olduğunu zannedenleri hiç anlayamadım. Hayır yani pezevenk, nereden biliyorsun İtalyanların da böyle davranmadığını? Ya Çinlilerin? İspanyolların? Ülke gezmemiş, 17 yaşında, mınahooduum liselisi, ne olsa “sadece bu bizde var abi sadece bu bizde var” diyor. La yaprağım nereden biliyon?
- Bu hafta en çok gelen sorulardan birisi de “Armariel kadın mı?” sorusu oldu. Hayır yani Armariel kadın olsa ne olur olmasa ne olur? Kendisini bende pek tanımıyorum, hem tanımayı da düşünmüyorum. Bilgisiyle beni aydınlatıyor, bana yeter. Ha bu arada sadece onun yazdıklarıyla kalmayın, gidin araştırın, kitaplar okuyun, belki Armariel’in bilmediklerini bilebilirsiniz.
- Hatta uslu bir çocuk olursanız bir gün Armariel’i görebilirsiniz heheheh.
- Ayrıca şu sanal alemde Armariel kadar geniş bilgiyle şu konuları yazan yok. MichaelSikkofield daha güncel yazıyor ve bu kadar tarihi bilgilere dayandıramıyor, o yüzden millet inanmıyor.
- Hatırlatma: Bana veya Armariel’e buradan soru sorabilirsiniz: www.ask.fm/diverseprospettive
- Hatırlatma: Bloga www.diverseprospettive.org adresinden de ulaşabilirsiniz.
- Kardeşim ben seni okumak zorunda mıyım, Armariel’in yazılarını istiyorum diyorsanız: http://bostanciogludevran.wordpress.com/armariel sayfasına girip oradan güncellemeleri takip edebilirsiniz.
- Sizler mışıl mışıl uyurken, haftanın özeti geldi. Haftanın özeti deme haftanın özeti olursun, haftanın özeti kapına gelse ne verirsin? Ulan çocukluğumun katili bu tekerlemeler yeminle.
Haftanın özeti #85
- Haftanın kitabı: Ceza Sömürgesi (Hukuk Öyküleri), Franz Kafka
- Haftanın filmi: Pazarları Hiç Sevmem, Rezzan Tanyeli
- Haftanın en beğenilen yazısı: Sağ-Sol Penaltı Gol
- Haftanın şarkıları: Long Tall Sally, Little Richards – Rise, Eddie Vedder - Tush, ZZ Top
- Haftanın blogu: http://okankavurga.wordpress.com
- Haftanın sözü: ”Yasanın ne olduğunu asla öğrenemedim…” Franz Kafka
- Galatasaray, 2011-2012 sezonunun şampiyonu oldu. Fatih Terim, 5.kez bu kupayı alarak tarihe geçti. 3-4 kişi yine hayatını kaybetti. Ne uğruna? Hiç uğruna. Stadın ışıklarını kapattılar falan. Hey Allah’ım hey.
- Konsept Dışı Dergi’de ilk yazım yayınlandı. Üstte linkini verdim gördüğünüz gibi, yazının adı: Sağ-Sol Penaltı Gol.
- Blogumun okurları çok sağlam insanlar gerçekten. Ben neredeyim, onlar da orada. Adamsınız, dibisiniz.
- Kontrolsüz gülen kız, kız değildir. Böyle değil miydi yoksa?
- Vay arabaya bak, kaç model bu? Son model. Dokunabilir miyim? Son model dedik, değmesin ellerimiz.
- İbrahim Akın tek başına şike yapan ilk futbolcu olarak tarihe geçti.
- Ölmeyi düşünüyordum ama Bukowski’nin mezar taşında ki yazıyı görüp geri adım attım: “Don’t try”.
- Canım acayip tren yolculuğu yapmak istiyor, bu aralar yapacağım inşallah.
- Bazen Çaykovski dinleyip, çayımı yudumluyorum. Şaka yok, ciddiyim.
- “İki kadın işbirliği yapıyorsa, bilin ki ortada aldatan bir erkek vardır” dedim, millet deli gibi paylaştı.
- Tiyatrocu Orhan Alkaya’nın Tayyip Erdoğan’a yazdığı yazı harika ötesi. Çok akıllıca kullanılan kelimeler var.
- Poşu, puşi veya tartamak taktı diye bir insan 33 yıl ceza alıyor ise Türkiye’desin demektir. Tayyip Erdoğan’ın Doğu ve Ege bölgesinde yaptığı mitinglerde oy toplamak için poşu taktığını unutmamak gerek. Yani diyecek bir şey yok.
- Google’a ‘why’ yazınca çıkan şey güldürücü. Fakat biz böyle arkadaş canlısı insanlarız işte.
- Bu hafta yazı açısından çok eksik geçti biliyorum sayın okur, sıkıntılar vardı onları çözdük falan.
- Bu arada 5 haziran da ev arkadaşım evleneceği için evden çıkacak, eğer benim gibi bir adamla eve çıkmak isteyen varsa bana ulaşabilir. Ev Üsküdar Zeynep Kamil Mahallesi’nde. Gerekli detayları konuşuruz.
- Biraz yazar kompleksi vardır bende ona göre heheheh. Yok yok, sessiz sakin biriyimdir.
- Adam Ferrari’sini satar bilge olur, biz satsak “mal ya oğlum niye sattın ne karı götürürdük” derler.
- Yaz aylarının gelmesiyle dışarıda süpermen tişörtlü vatandaşlar çoğaldı.
- Karşıyaka’nın küme düşmeye yakın olduğunu duyan Real Madrid’den açıklama geldi: “Sizi beklemiştik :(“
- “Evet niye öyle oldu” ile “beyle” karikatürleri bu hafta epey dilimize dolandı.
- Her hafta bu kitapları okuyor mu, filmleri izliyor mu acaba diyen arkadaşlar, hayır kitapları izliyorum, filmleri okuyorum. Şaka bir yana, bu hafta izlediğim film kötüydü.
- İstanbul, seni tüm zorluğuna rağmen seviyorum sanırım. Oyyy utandım.
- Ciguli ile Can Bonomo birbirine benzemiyor mu?
- İkinci öyküm bitti bitecek. Bir içsel dönüşüm, bir değişim ve bir başlangıç…
- “Kardeşim ben seni okumak zorunda mıyım? Sadece Armariel’i takip etmek istiyorum” diyen arkadaş üstte sizin için Armariel diye sayfa yaptım. Oradan tüm güncel yazılarına ulaşabilirsiniz.
- Birden yok olsunlar: Kendilerini hiper kaslı görüp dünyanın onların ellerinde olduğunu hisseden hemcinslerim.
- İki gün üst üste ağabeyimi rüyamda gördüm.
- Sokak düğünlerini özledim. Samimi geliyordu bana. He valla, hemde ne samimi. Yere atılan paraları toplamaya çalışan çocuklar ve onları kovalayan davulcu. Arkada Kürtçe halay müzikleri. Herkes el ele, halay çekiyor. Arkasındaki çocukların ayaklarına basıyorlar yanlışlıkla. Ne antik biriyim lan ben?!
- Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeselini hala izlemeyen varsa bir daha veriyorum linki: http://www.youtube.com/watch?v=MAq9BOZUnTs … İzletene kadar vereceğim.
- Hatırlatma: www.diverseprospettive.org adresinden de girebilirsiniz.
- Hatırlatma: Bana veya Armariel’e www.ask.fm/diverseprospettive adresinden soru sorabilirsiniz.
Haftanın özeti #84
- Haftanın kitapları: Duvar, Jean-Paul Sartre - Sıcak Su Müziği, Charles Bukowski
- Haftanın en beğenilen yazısı: Kitabıma Burnunu Sokan Kız
- Haftanın şarkıları: Martha, Tom Waits – Hakim Bey, Mehmet Erdem – Fırat Türküsü, Minor Empire – Yağarsa Yağmur Yağar, Karmate
- Haftanın blogu: http://dibinibirak.com
- Haftanın sözü: “Irmak kıyısında bir parmaklığım, tutunabilen tutunsun, ama kimsenin koltuk değneği değilim ben!” Friedrich Nietzsche
- Öncelikle Merve Çako’nun benimle yaptığı söyleşinin linkini vereyim: http://ozgur-ayaklar.blogspot.com/2012/05/bir-otostop-gezgini.html - Çok güzeldi gerçekten muhabbetimiz falan…
- Bu arada Konsept Dışı Dergi‘de de yazmaya başladım. Salı veya perşembe günleri orada da yazacağım.
- Hadi bakalım evladım, şimdi de “wait” fiiliyle ilgili örnek cümle kur: “Tom waits. Tom bekliyor hocam.” Otur oğlum, hatta oturma terk et burayı.
- Bütün okurlarıma da teşekkürlerimi sunup hepsini çok sevdiğimi söyleyeyim. Bana katlandığınız için seviyorum sizleri. Ay çok şirinim lan. Ay mı dedim ben? Ben mi dedim ay? Dedim mi ay ben? Tamam sustum.
- Sonra; arkadaşlar Armariel’e ait olan yazıları da bana ait sanıyorsunuz. Oysa ki yazının altında “Yazan: Armariel” yazıyorsa bilin ki ona aittir.
- Sartre’nin Duvar kitabında ki öykülerden en iyisi “Duvar” öyküsüydü. Sonu etkileyiciydi. Ama diğerleri ı-ıh pek iyi değildi.
- “Şu muhtarın kızı, güzel kızmış vallahi” Cansu Demirci’yle biri beni tanıştırır ise güzel olur. Fakat Bir Zamanlar Anadolu’da ki gibi olsun hali. Çok şey istedim farkındayım.
- Bim poşetinin olmadığı öğrenci evi, öğrenci evi değildir.
- Taksim’de Yağmur Adam’la Galata kulesinin önüne gittik ve şansımıza sokak müzisyenleri oradaydı. “Yaşasın sokak müzisyenleri!” diye bağırıp onları izlemeye koyulduk. Karadeniz yöresinden çalıyorlardı ve ben tulum sesine ölüyorum arkadaş. İzmir’liyim ama sanki Laz’ım arkadaş, duramadım yerimde, horon teptim bir de orada insanlarla. Kısacası harikaydı!
- Beşiktaş’ı hala Galatasaray’la kardeş takım olarak görenlerle İkiz Kulelere uçak çarptı diyen adam aynıdır benim gözümde. İkisi de derin uykuda.
- Beni Okan Bayülgen’e benzeten 3.kişiyi de bulduğuma göre, hımm, bir şey yapmaya gerek yok. Ama benziyor muyuz ki?
- Futbol kariyerim devam etseydi muhtemelen Totti veya Gattuso gibi biri olurdum.
- Minor Empire grubunu yeni keşfettim. Farklı ve güzel bir tarzları var.
- Hozan Beşir kafasında ki bereyi ne zaman çıkarırsa, benim de sevgim o zaman bitecek sevdiğim!!111
- Aziz Yıldırım Demirören…
- İroniler hayatımızın her yerinde.
- Dilber Ay’ın bir sözü vardır bildin mi? Nedir? “GELMEZSEN GELME”
- Grup Yorum’un “Dağlara gel Dağlara” şarkısının Kürtler için yazıldığını sananlar var… Gevheri, onu bilmem kaç yıl önce yazmış. Gevheri, eski şair ve ozanlardandır.
- 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı siyasileştiren insanlar her şeyi berbat ediyorsunuz. Tiksiniyorum hepinizden. Dünyalı dostum, tiskiniyorum.
- İnsan dipteyken daha da dibe batmak için uğraşıyor.
- B.Arınç diyor ki: “Behzat Ç’ye daha önce de ceza verdik şimdi de izlemedeyiz.”
Serdar Akar da cevap veriyor: “E diziyi izlensin diye çekiyoruz zaten.” Hahahahahahaha çok iyi cevap. - Tecavüzcü At ve Cüneyt Özdemir röportajını izlerken gülmekten gözlerimden yaş geldi yeminle.
- Şimdi al yanına beni buradayım, saat seni ben geçiyor.
- Greenpeace kızları yüzünden rüyalarımı yeşil ve açık yeşil tonlarında görüyorum.
- Allah düşmanıma vermesin: İETT
- Allah herkese nasip etsin: Greenpeace kızları
- Evet, gelelim şimdi analizlere: Fenerbahçeliler ne istiyor? Yenemeyince niye bir yerlere sarıyorlar? Bazen yeniliyorsun işte, neden bu kadar çirkefleşiliyor? Aynı şekilde diğer takımlar için de geçerli bu söylediklerim. Futbol bu kadar ciddiye alınırsa kalpten giden o genç gibi bir sürü kişi ölür. Babamız böyle pasta yapmayı nerden öğrendi? Babasın lan sen git çalış ne pasta yapıyon denmedi mi? Bunlar hep soru işaretleri işte.
- Oğlum bu ne lan? “Gelecekteki sevgili eğer okuyorsan..”, “Gelecek olan adam..”, “Gelecekteki güzel kız..”, “Gelecek bok” bu ne oğlum? Bu neyin edebiyatı?
- Yemeksepeti’nin reklamı Türkiye üstü bir reklam olmuş. Başarılı!
- “Brokoli alır mıydınız?”
“Yok onu bırokoli çok oldu” Haybeden Gerçeküstü Aşk / Yılmaz Erdoğan - En çok kazanan 20 Türk yazardan herhangi birinin bile kitabını okumamış olmam, neyi açıklıyor? Hiçbir şeyi. Boş ver.
- Ulan mına koyim çok vitaminsizsiniz he. Youtube, İllüminati’nin bir ürünüdür deyince beni hayalperest olarak suçluyorsunuz ama her videonun altında Kürt-Türk-Ermeni kavgası var. He gardaş he, biz hayalperestiz, siz ayrışmaya devam edin. Karışmıyorum artık hiçbir şeye.
- Toyota’nın ”Benim babam Toyota gibi adam” temalı reklamları, babası olmayan çocukları üzdüğü için yayından kaldırılmış.
- Birden yok olsun: Sokak aralarında son ses yabancı müzikle gezen Şahin marka arabalar.
- “Bir önyargı biçimidir aşk. İhtiyaç duyduğun şeyi seversin, sana iyi bir duygu veren şeyi, işine geleni. Dünyada tanıyabilsen daha çok seveceğin insan varken birine aşık olduğunu nasıl söyleyebilirsin? Ama asla tanımayacaksın o insanları.” Charles Bukowski, Sıcak Su Müziği
- Uy faluji, yaktin bizi da. Şaka bir yana, üzülme duygumu aldı bu Lig TV ve TFF. Futboldan öylesine soğumuşum.
- Yazmaya devam ettiğim öykümde tıkandığım çok oluyor. Güzel bir şey olsun istiyorum. Taslak çalışmalarımı blogun facebook sayfasında yayınladım gerçi.
- Kader öyle bir şey ki, gerçekten kader yani diyebileceğin olaylar olur bazen. Kadere inanmayanları aklım almıyor, nasıl açıklıyorlar onu da bilmiyorum. Tabii bu onların görüşü, saygı duyuyorum. Ama geçen gece bir olay yaşadık, bildiğin kader yani.
- Bu arada kafanızda ki güçlü Devran imajını zedeleyeceğim ama bende ağlıyorum. Beni siz ağlamıyor sandınız yıllardır ama ağlıyorum. Sadece söylemeyi, dile getirmeyi pek sevmiyorum. Beni duygusuz, odun olarak bellemişler. Zaten yeni blog açacak kişilere önerim şudur: Her şeyi göze alarak açın. Çünkü size söylemedikleri şey, takmadıkları lakap kalmaz.
- Ruhi Su’nun türkülerinin yapıldığı videolara neden Che Guevara’nın fotoğrafları koyulur ki? Cidden ben bağlantı kuramıyorum, Che Türkücü müydü yoksa? Beni aydınlatırsanız sevinirim yavrum.
- Ha şunu demişken, İlhan Şeşen’in “Ellerimde Çiçekler” şarkısına çektiği klip ayrı bir vak’a zaten. Call Of Duty’nin yandan yemişi. Oradaki bağlantıyı da kuramadım. Hiç sanattan anlamıyorum he.
- Haftanın özetini cips-kola ile okuyanlar varmış diyolaa, doğru mu ki acaba? Film mi çekiyoruz lan :)
- Son olarak: Hayalinizi pek dile getirmeyin, hatta hiç getirmeyin. Yapmak istediğiniz şeyi birden yapın. “Şöyle olsun istiyorum, şöyle yapacağım” Kardeş kusura bakma ama nah yaparsın. Bu durumu açıklayan çok güzel bir atasözümüz vardır: “Lafla peynir gemisi yürümez.”
- Bütün bloggerlar kitap çıkarma derdine girmiş, ne güzel :) Herkesin dilinde “bir gün kitap yazarsam” kelimeleri dolanıyor. Vay anasını sayın seyirciler, vay. Gerçi onlar da haklı, Pucca vak’asından sonra herkese bir güven geldi. Ama ben çıkarmak falan istemiyorum kitap. Hatta “kitap yazarsam” diye de söylenmiyorum. Kitap yazmak kadar kutsal bir şeye kendimi layık görmüyorum. Buyurun siz çıkarın, okuyalım.
- Bence kendine iyi bakmalısın sayın okur.
Haftanın özeti #83
- Haftanın kitapları: Kasabanın En Güzel Kızı, Charles Bukowski – Aşka ve Kadınlara Dair, Arthur Schopenhauer – Osmanlı’nın Gönül Fatihleri, Mehmet Demirci
- Haftanın en beğenilen yazısı: Kendini Lara Croft Zanneden Kız Modeli
- Haftanın filmi: Yeraltı, Zeki Demirkubuz
- Haftanın şarkıları: Yarim Senden Ayrılalı, Erkan Oğur – Yalnızlığım Sana Emanet, Feridun Düzağaç – Yalnızlık Ömür Boyu, MFÖ
- Haftanın blogu: http://yazarodasi.blogspot.com
- Haftanın sözü: “Eğer bir kadın erkeğin aklına vurulduğunu söylüyorsa, bu ya boş ve gülünç bir iddia ya da yozlaşmış bir mizacın mübalağasıdır.” Arthur Schopenhauer
- Gazetede yazarlık yapan kişiler tarafından takip edildiğimizi öğrenmek bizi çok sevindirdi. Demek ki doğru işler yapma yolundayız güzelim.
- Zeki Demirkubuz’un son filmi Yeraltı’nı izledim bu hafta. Ben çok beğendim. Zaman zaman duraklamasına rağmen çok iyiydi film. Bu arada bazı köşe yazarları filmi tamamen Nuri Bilge Ceylan’a laf atmak için yaptığını söylemiş. Ben sanmıyorum, koca bir filmi onun için yapacağını. Ayrıca Zeki Demirkubuz’da hala Albert Camus’nun Yabancı kitabının etkisi sürüyor gibi. Ben kıyaslamıyorum şunu diyorum; Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan ikisi de kaliteli yönetmenler.
- Bukowski’nin öykü kitaplarında sıkıldığım çok oluyor. Buke’nin öyküleri o kadar da iyi değil.
- Tasavvufa yöneldim bu aralar. Haydi hayırlısı. Hak ola ki bir mavzer gibi gönüle giren, n’aptın müdür ambulansı bak çalıyor siren? Tamam tamam sustum.
- Gözlerim kanlanınca İtalya bayrağı gibi oluyor: Kırmızı, Beyaz ve Yeşil
- Kuzenim dedi ki: “Sende ki de tam yazar talihsizliği…”
- Bu Jim Morrison denen abimizin, bizim Arif Susam’dan farkı nedir? İkisi de konuşarak şarkı söylüyor.
- Zengin ve şımartılmış kişiler genelde olgun değildir. Çünkü olgunluk, acı çekmekle olan bir şeydir. Acı, insanı olgunlaştırır. Dışarı çıkın, acıyı görün, hayatı görün, hayat sokaklarda. Ve sonra kendiliğinden olgunlaşıyor insan zaten.
- Trabzon’u yenmemiz Fenerbahçelilerin konuşmasına yine neden oldu: “E belliydi Trabzonspor’un yatacağı” Ulan bi bitmediniz amk.
- İETT ve zenginlerin gördüğü: http://www.youtube.com/watch?v=0RBPdi0K29U
- Gerçekte olan: http://www.youtube.com/watch?v=eHdzOMNR_Do
- Metrobüs, İstanbul’a atılan en büyük kazıklardan birisidir bana göre. Bu arada Vatan Şaşmaz sen de düzen adamı olmuşsun la? Paraya sattın iki dakikada kendini. Nasıl savunuyor öyle…
- Bu arada İETT otobüsündesin diyelim ki ve ineceğin için butona bastın. Arkandan gelen amca da inecek ve butona bastığını gördü. Tekrar gelip niye basar ki? Dikkat edin “Duracak” yazısını gördükleri halde basıyorlar. Garantiye almak istiyorlar herhalde, bizim insanımız komik ya…
- Otobüse bir ton makyajla binen güzel kızlar, o akbili basınca “dırırıt dırırıt” sesini alıyorsun ya, o makyajın da o gözündeki Ray-Ban gözlüğün de hiçbir işe yaramıyor. “Fazla akbili olan var mı?” Olsa da vermem, o kadar makyajla uğraşacağına akbilini dolduraydın. Allah Allah.
- Yılmaz Erdoğan’ı özledim ben ya. Artık bir projeyle dönsün yine aramıza.
- İzmir, cittaslow bir şehir seçilmiş. Yani en sakin şehirlerden birisi. Doğrudur. Ama İzmir’in iş gücü çok düşüktür.
- Bir insanın aşık olması için çok zaman geçmesine gerek yoktur. Çünkü aşk dediğimiz olay içsel bir şeydir. Hissettiğin an olursun. Ama görmen lazımdır, bir kere bile olsa görmen lazımdır. İlk görüşte aşk? Evet bu da mümkündür. Çünkü aşk biraz da anlık duygudur. Eğer aşk sevgiye dönüşüyorsa işte o kişiyi kaybetmeyin derim ciğerim.
- 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı dişçi bayramı sananlar var.
- Birden bu diyarı terk etsinler: Kompleksli erkekler.
- Zoru görünce kaçmak: Guardiola.
- “Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin!” Cemal Süreya
- İkbal Gürpınar’ın “Allah-u Ekber Wohuuuuuuuuuuuu” videosunu izlediniz mi? Gerçekten komik kadın.
- İtiraf: Tavla oynamayı bilmiyorum.
- Halil Sezai arkadaşımız soruyor: “Derdi nedir bu sonbaharın?” Belki son olduğu için üzülüyordur.
- “- Gitme…
– Neden ?
– Kaplumbağa deden zaaa xdxd” sil baştan (eternal sunshine of the spotless mind) - “Murat Menteş’in kafasına ulaşmak zordur.” Emrah Serbes
- Kıtlama. Bence öyle çay içmek daha samimi.
- Cansu Demirci köylü olmuştu ya Bir Zamanlar Anadolu’da filminde… Çok tatlıydı çok.
- John Fante’nin Toza Sor eserini “Aşka Sor” diye çeviren Türk çevirmenlerine ne desem azdır. Filminin orjinal ismi “Ask The Dust” ama Türkçe ismi “Aşka Sor”. Oğlum ne alaka lan? Ask kelimesi soru sormak demektir ne adamsınız ya.
- Pepee’nin şarkısını seslendiren kadın, Ferdi Tayfur gibi sürekli ağlıyor.
- + ben bi kalburabastı alayım.
- hazır kalbura basıyorken, bende size basabilir miyim?
+ e yuh.
- bence de, hiç kalbura basılır mı? günah günah. - ACTA’yı hala bilmiyorsanız lütfen araştırın, blogumdaki yazıları okuyun. Kısıtlanacağız, hemde öyle böyle değil.
- Afyon’da ki içki yasağına dair diyeceklerim var: Öyle abartıp şişirmeye gerek yok. “Mustafa Kemal seni çok özledik, bak ülke Arabistan’a döndü” gibi laflara da hiç gerek yok. “Şeriat geliyor şeriaaat” laflarına da gerek yoktur. Şeriat zaten İslamiyet hukukuna verilen addır gülüm. Sen boy abdesti alıp kelime-i şehadet getiriyorsan zaten şeriattır bu. Yıllarca kemalist yobazlar tarafından sizlere şeriat çok karanlık bir şey olarak anlatıldı. Tanımını bilmeden “off şeriat geliyor” demek çocukluktur.
- Öte yandan ben bu yasağı da kınıyorum. Yasaklarla bir kimseyi dindar yapamazsın. Yasakladığın şey insanlar için daha çekici hale gelecektir ve daha çok içeceklerdir. Dinimizce içki içmek günah fakat sen bunu dindar olunacak diye yasaklayamazsın. Bir kere kimseyi zorla dindar yapamazsın, dinde zorlama yok tebliğ vardır. Uyar ama zorlama. Yasakların hiçbir zaman sorunları çözdüğünü görmedim.
- Öte yandan Kanuni Süleyman’ın da süt kardeşi olan Beşiktaşlı Yahya Efendi’nin Hıristiyan bir çoban olan Balaban’ı nasıl müslüman yaptığını görelim: Çobana tereyağı ve bal götürür ve şöyle yazar: “İşte sana tereyağı, mumlu bal, taze nan… Diler isen yağa ban diler isen bala ban.” Beyitteki “bala ban” ifadesi aynı zamanda çobanın adı olduğu için çobanın hoşuna çok gider ve onun bu hoşgörüsü karşısında İslamiyete geçer.
- Yani bir insanı İslamiyete yöneltmek istiyorsan yasaklayarak yapamazsın. Ancak yukarıdaki gibi olur bu. Senin yaptığın yanlıştır. İnsan içmek istiyorsa içer o onun tercihidir.
- Bu arada o çok özendiğimiz yabancı ülkelerden birisi olan Norveç’te uzun yıllardır açık yerlerde ve parklarda içki içmek yasaktır. Bunu da not düşelim.
- Bloga her gün İzlanda’dan 5-10 kişi giriyor. Sürekli takipçimiz olmuşlar, ne de güzel duygu lan. ABD’den de her gün 10-15 kez giriliyor. Gerçi onların derdi başka hehehe. Bu arada herkesi memnun edemeyiz, bizi çok eleştiriyorlar, haftalık 4000-5000 okurumuz var. İsteyen istediği yazıyı okur, isteyen istediğini zaten.
- Hatırlatma: Bana ve Armariel’e buradan soru sorabilirsiniz: http://ask.fm/diverseprospettive
- Hatırlatma: Bloga www.diverseprospettive.org adresinden de ulaşabilirsiniz.
- Bu arada Karacaahmet çocuğuyuz ayık olun, bizde yanlış olmaz.
Haftanın özeti #82
- Haftanın kitabı: Bir Akşamdı, Peyami Safa
- Haftanın en beğenilen yazısı: İlk Öyküm: Yüzleşme
- Haftanın filmi: Kaplumbağalar da Uçar, Bahman Gobadi
- Haftanın şarkıları: Child in Time, Deep Purple – Yeter ki, Fikret Kızılok - Se Deja Ilevar, Antonio Orozco - La Falsa Moneda, Buika
- Haftanın blogu: http://lidar-kkyy.blogspot.com
- Haftanın sözü: ”Kadına karşı en iyi hücum firardır. Bunu da Napolyon söylüyor. “ Peyami Safa, Bir Akşamdı
- İlk öykümü yayınladım. Blogu biraz düzene soktum, yukarıdaki menüde, öyküler, denemeler, şiirler diye hepsini bir araya topladım. Daha kolay ulaşabilin diye, değerimi nasıl bileceksiniz lan siz?
- Ali Lidar’ın blogu harikadır, çok iyi yazıyor kendisi. Ve birçok şiiri blog blog geziyor…
- “Gözlerinin rengi karasevda gibiydi.” Peyami Safa
- I love you yerine “seviyom lan seni vitaminsiz” diyen kız varsa evlenirim.
- Kızların en sevdiği soru: “Benim hakkımda ne düşünüyosun”
- Artık tiyatrolara da el attılar. Ulan bi bitmediniz amk.
- Her yerde “İstanbul’da Ege havası, İstanbul’da Venedik havası” diye reklamlar yapan inşaat şirketlerine geliyor bu fırtına. Ve bu fırtınanın sebebini, James Bond filmi çekenlere bağlayanlar olmuş.
- Hakkari’de pancar toplamaya giden köylüleri vurmak isteyen TSK, ıskaladı. Ve bir katliamın daha eşiğinden daha dönüldü… Bunlar medyaya yansıyanlar…
- “Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche’yi okudun mu? Ne kitap!” John Fante
- Standart FM’de Kaan ve Mete yayın yapıyor yine. Adamlar iyi…
- “Yazdıklarınla kendi benliğinin uyuştuğunu düşünmüyorum…Özentilik mi ? Ticari mi ?” diye bir soru geldi bu hafta. Evet dedim, paranın mına koyduk. WordPress bana çalışıyor. Uçak aldım, hemen gidip 6 tane vesikalık çektirdim.
- Karmate’nin “Oy Benum Sevdiceğum” şarkısında “yar aklıma gelende” diyor ya, ben onu önce başka bir şey sandım.
- Allah bana değişik mimiklerle gif yaptıracak kadar özgüven vermesin. Amin.
- “Allah’ım sen kimseye ayakkabısının bi bağcığını fosforlu turuncu diğerni fosforlu yeşil yapacak kadar ağır bir ergenlik yaşatma.”
- Metrobüslerde ve bazı otobüslerde ne tek kişilik ne de çift kişilik olan o koltukların anlamı nedir? Hayır yani, bir tek ben mi bilmiyorum?
- “Sayın başkanım bu acı lafların beni rencide ediyor.”
- Geçen Kadıköy sokaklarında geziyorum yine, arkamdan birisi bağırıyor Devran, Devran diye. Nerden tanıdı acaba derken, meğersem künyeyi görmüş.
- İnsanlar gerçeklerden çok korkuyor. Şu İngiliz kralının eğilip Atatürk’ün elini öptüğü olay fotoğraf var ya, onun aslında bir İngiliz kralı olmadığını söyledim, 7-8 takipçi unfollow etti beni… Atılan yalanlara öyle inanmışlar ki, gerçekleri sevmiyorlar artık.
- Fırat Tanış’ın Yani şarkısını değiştirip söylemesi ne kadar da güzeldi: Artık oyunları bile fen işleri yazıyor, e yuh yani…
- “Ve ben şairim. Namus işçisiyim yani…” Ahmed Arif iyi ki doğmuşsun.
- İdris Naim Şahin, Türkiye ve meclis için bir yüz karasıdır. Bir utanç görüntüsüdür. Bir görüntüsü bile yoktur.
- “SEN ZATEN KENDİN FİLİMSİN YİYENİM” Sizin facebook veya sosyal medya sayfalarınızda böyle amcalarınız, dayılarınız yok mu? Eylence, yiyenim, diyer… Bir de capslock daima açıktır, büyük insanlar büyük yazar mantığını bellemişler herhalde. Hadi her şeyi geçtim de, yiyenim nedir yahu?
- Lig bitmeden konuşmayalım.
- “Beddualarım bir gün gerçek olacak” gibi bir sözün Bob Marley’e ait olduğunu yazan bir kız vardı bu hafta listelerimizde… Boş buldular mı meydanı, sallıyorlar ölümüne.
- “Hayırlı cumalar.” Bob Marley
- ZZ Top, cemaatten olduğunu açıkladı. Sakallardan anlamalıydık.
- “Bana samimi gelmiyor” diyen adam bana samimi gelmiyor.
- “Veresiye vere vere kalmadı kalmadı” diyen şarkıcı samimidir.
- Diyelim ki Jennifer Connelly gerçek, peki biz neyiz abi?
- “Hayır bu köyden olsam nolacak?” Cem Yılmaz iyi ki doğmuşsun.
- Bu 23 Nisan’ı cezaevlerinde işkence gören, her türlü pisliğe katlanan çocuklara adıyorum.
- Hatırlatma: Bana ve Armariel’e buradan soru sorabilirsiniz: http://ask.fm/diverseprospettive
Haftanın özeti #81
- Haftanın kitapları: Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi, Charles Bukowski - İnsanlık Durumu, Andre Malraux, Üstadın Ölümü, Kemal Tahir
- Haftanın filmi: The İmam, İsmail Güneş
- Haftanın blogu: http://leylalar.blogspot.com
- Haftanın şarkısı: Alaydım Elin Elime, Hüseyin Turan
- Haftanın en çok okunan yazısı: Sokak Süprüntüleri
- Haftanın sözü: “Çoğu insan ölüme hazır değildir, ne kendi ölümlerine ne de başkalarının. Şoka girerler, ödleri patlar, beklenmedik bir sürprizdir ölüm onlar için. Olmamalı oysa. Ben ölümü sol cebimde taşırım. Bazen cebimden çıkarıp onunla konuşurum: “Selam yavrum, nasılsın? Ne zaman geleceksin beni almaya? Hazırım.” C. Bukowski
- Hatırlatma: Bana ve Armariel’e soru sormak için buraya tıklayabilirsiniz.
- Adım Ayşe Kulin olsaydı, kitabımın ismi “Coca Kulin” olurdu.
- Biz kaçıncı dünya ülkesiydik? Hala köprüler yıkılıyor ve insanlar hayatlarını kaybediyor… Zonguldak’ta hayatını kaybeden insanların yakınlarına Allah sabır versin. Burası böyle bir yer işte, bir gün çukura düşer ölürsün.
- Unutulabilir film replikleri: ”- Sen aptal mısın Forrest?
– Snne be slk :s “ - Eğer Bukowski kitaplarından hala herhangi birini okumadıysanız bu üstteki kitabıyla başlayabilirsiniz. Harika yazmış. Çok iyi tespitler var.
- Unutulabilir film replikleri: “Aşk umrumda değil Leon, ben uyku istiyorum ya da çay yap içek..”
- “Yine yıllar geçecek ve geriye benden bir iz kalmayacak. Yorgun ruhumu, karanlık ve soğuk kuşatacak…” Bir Zamanlar Anadolu’da
- Hozan Beşir’in Youtube’de çoğu videosunda neden kum sanatı gösteriliyor? Hozan Beşir deyince kum sanatı mı geliyor akla? İlginç…
- Sonunda modem markamı bir yerde gördüm. Hemde Atletico Madrid’in sponsoru olmuşlar: Huawei.
- “İnsan ırkı herşeyi abartır; kahramanlarını, düşmanlarını, kendi önemini. Götler. İşte, kendimi daha iyi hissediyorum. Allahın cezası insan ırkı! Oh be, çok iyi geldi.” Charles Bukowski
- Türkiye’de herkes potansiyel bir vatan hainidir, unutmayın.
- Kötü filmler de olmalı bu hayatta. Yoksa sevişmek için girilen sinemaların bir anlamı kalmazdı.
- Turgut Uyar, Palyaço şiirini hangi duygularla yazdı bilmiyorum ama o ne şiirdir öyle be abi.
- Nagehan Alçı’nın inlemesi bizleri mutlu ediyor. BirGün gazetesinin editörü Barış İnce’nin de dediği gibi: ”Kendimizi düzene satarak 500 bin de satabiliriz. Ama biz; Nazlı’ya, Nagehan’a attırdığımız o çığlıklarla mutlu olabilenleriz…” Bende kendimi düzene satıp, çok insanın okuyacağı yazılar yazarım ama öyle yaşamak şerefsizlik gibi geliyor bana. Yapamam yani.
- Cem Karaca’nın Hep Kahır şiirini dinleyin.
- Hangi kitapları okumalıyız demişti birisi: Bakın istediğiniz kitabı okuyun ama, o rafların en önüne koyulan ve parlak kaplı Amerika’nın yeni dandik yazarları var ya, hah işte onları okumayın. Canan Tan ve Dizüstü edebiyatını da okumayın. Okunacak şeyler değil gözüm vallahi, hepsi boş. Ticari amaçlı yazıyor bunlar, yani sen onu alasın diye yazıyor. Yani sanatsal ve edebi değeri yoktur, para kazanmak için yazmışlardır. Zengin olmak için yani. Oysaki yazarlık, para kazandıran bir meslek değildir. Bugün iyi yazan herkes daha az satıyor ama sevgililerinin terk ettiği zamanki depresif hallerini berbat bir dille anlatan bloggerın kitabı daha çok satıyor.
- Diyeceğim şu ki: İstediğiniz kitapları okuyun ama o parlak kaplı ve 9.90 TL’ye satılan kitaplardan uzak durun. Paraya göre kitap mı alınır mına koyim ya.
- “Dün benim için ölenler, bugün neredeler” dedim. Adamlar beğendi bunu. Lan dün öldüler zaten, bugün de mezarda olurlar, düz mantık.
- Grup Yorum’u terörist diye yaftalayıp biletlerini satmayan Biletix, İllüminati’nin bir numaralı firması olan Disney’in biletlerini satıyor. İşte bunlar sözde ülkeyi koruyor, bunlar kahraman.
- Çirkin kadın yoktur, yalnızlık vardır. Çünkü hepsi güzel görünebilir sana.
- “Acı ancak ölüme yol açmazsa bir anlam kazanabilir, ama her zaman acı ölümle sonlanır.” İnsanlık Durumu, Andre Malraux
- Şarkı listelerini, kişilikle bağdaştıranlar sanki biraz fazla abartıyorsunuz? Ölçü ne güzel şeydir oysaki…
- Onurlu bir yalnızlıktı seni beklemek.. Yüzümden düşen bin parçanın bini de hala sensin…
- “Burada sevişmek yasak dediler, bizde duvara işedik. Dedem küfürle karışık Tanrıya bir şeyler dedi. Dedem imamdır.. Ölülerin kulağına konuşur. Bu yüzden çok severiz biz ölüleri, bir de öpüşmesini bilen kadınları… “Fahişelerinde kanı kırmızı akıyor, gidin biraz sevişin” dedim.. Bütün böcekler gülmekten öldüler.. Bende bir sigara sardım…”
- Yılmaz Güney’in inşallah düşersin deyişi…
- Hüseyin Turan’ın “Alaydım elin elime” türküsünü haftanın şarkısı yaptım ya, acayip karizma ve coolluk kaybettim şu an. O yüzden gelecek hafta bir rock şarkısıyla coolluk ve karizma tazelemem lazım.
- Tüm sanal alemden fotoğraflarımı kaldırdım. Sebebi mi? Sözde ön yargı düşmanları ya hani bunlar, hani ön yargıyı sevmiyorlar ya, tipe göre yargılamasınlar, yazdıklarıma göre yargılasınlar diye. Hem zaten çirkinim bir kere.
- Bir Türk hastalığı: Bir işletmenin tuvaletinde 10 pisuvarın sadece 1′i doluyken, o dolu olan pisuvarın yanındaki pisuvara kadar yürüyüp ona işemek. Veya kimse yoksa bile, en son pisuvara kadar gidip en son pisuvara işemek.
- Dün eve gelirken otobüsle, başka bir otobüs önümüzden geçiyordu. Bende dışarıyı izliyordum. Karşı otobüste güzel bir kız burnunu karıştırıyordu, benim ona baktığımı görünce elini birden çekti ve çok utandı. Ben gülümsedim pis pis. Ama ona şöyle demek isterdim: Güzel kızlar da burnunu karıştırır, osurur ve en önemlisi de sıçar. O yüzden takma kafana.
- Bahama Adaları’nda çiçekli etek giyip gezmek “koca arıyorum” anlamına geliyormuş. Varsayalım ki Türkiye, iki günlüğüne Bahama Adaları olsa, ne de iyi olur değil mi? Bahama ismi de bana kötü espriler yaptıracak en sonunda he.
- RadyoAktivite’de cumartesi geceleri iki kişi var, iyi yayın yapıyorlar. Radyo dinlemeyi sevenler için söyleyeyim dedim.
- “- Biliyorsun beni, severim markette dolanmayı, sonra tuvalet kağıtlarının olduğu rafa geldim ve 92 yaşında bir kadın gördüm, en hesaplı tuvalet kağıdını arıyordu.
- İyi de herkes yapar bunu.
-Tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? Yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun?” Bukowski - Hadi bakalım demet akalın, haftanız güzel olsun falan. Iyy böyle bir espri yaptığım için kendimi imha ediyorum.
Haftanın özeti #80
- Haftanın kitabı: Hollywood, Charles Bukowski
- Haftanın en beğenilen yazısı: Tumblr’da özentilik
- Haftanın filmi: Kaos: Örümcek Ağı, Cem Gül
- Haftanın şarkısı: Let It Be, Beatles
- Haftanın blogu: http://www.cokokuyancokgezen.com
- Haftanın sözü: ”Ya olabilir. Birileri türkü dinlemeyebilir, Neşet Ertaş’ı da tanımayabilir. Ama, biz Neşet Ertaş’ı tanımayan nesle aşina değiliz.” Ah Muhsin Ünlü
- Öncelikle İzmir’e gidip sınavlara girdiğimi söyleyeyim. Uçakla yolculuk yapmak harika bir şeymiş. Otobüse ihanet etmek istemiyorum ama eziyet bir şeymiş. “Bunu içmeden uçamıyorum yeaa”
- Bu arada sınavlara girmeyi hiç özlememişim. Hiç mi sevmem arkadaş böyle sınavları… Her sene ÖSYM’nin her sınavına giren insanların kafasında yaşamak lazım bu hayatı…
- Ast. Kubilay’ın canına kıyanlara yobaz diyen Menemen halkı, şimdi duvarlara “Ya hepsin ya hiç, Ya Türksün ya piç” yazmış.. Bu ne yaman çelişki ırkçılar? Niye bu kadar insanları dejenere etmeye çalışırsınız?
- Kaos filmine şans eseri girdik. Filmi pek izlemiyordum ki, içinde “Illuminati” lafı geçtiği an filme odaklandım. İllüminati’ye dokundurmaya çalışmışlar ama adeta sıçmışlar… UGT imiş, ajan imiş, saçma sapan ses efektleriymiş, konuyu bir türlü bağlayamamış olmaları, İllüminati’nin adamlarının devletin içinde olduğunu anlatmaya çalışmış ama nafile. Hiçbir şekilde olmamış bir film.
- Bu yukarıdaki blog gezgin olan Sevil Mert’in sitesidir. Güzel yazıları vardır ve Sırtçantalılar’ın bazı etkinlikleri oradadır.
- Ah Muhsin Ünlü yani Onur Ünlü… Tamam her şey hoş ama lakabına takılmadan edemem ben. Yuh Muhlis Yünlü, Tüh Muhsin Cinli, Oh Muhlis Kanlı vs…
- Ankara memurlar, İzmir aşıklar, Eskişehir öğrenci şehri ise, İstanbul da yalnızlar şehridir.
- Bir ortama girdiğinizde üzerinizdeki elbiselerle ağırlanırsınız, ama düşüncelerinizle uğurlanırsınız.
- Bir bankanın yeni reklam afişleri epic fail. “Acun Ilıcalı’yı farklı kılan ne ise…” Bizim bu program hırsızı Acundan mı bahsediyorlar? Beş para etmeyen Acun? Farklı? WTF!
- Beni Okan Bayülgen’e benzeten oldu. Tip olarak.
- Ceza’nın “Lan kıraç toprak hiç para eder mi..” diye konserde laf atıp küfür etmesinin üstünden 6 yıl geçmiş…
- Sami Abi tişörtü tasarladım kendime. Belki bastırırım, eğer bastırırsam bomba bir şey olur.
- Starbucks’da bir içecekte böcek olduğunu kabul etmişler. Starbucks özentileri üzülecek. Bu arada Starbucks ve kuru milliyetçilerle ilgili bir yazı yazacağım.
- Olasılıksız kitabını okuyup kaderi çözdüğünü sanan insanlar var. Peki nerede onlar? Tumblr’da.
- Android uygulaması yazmaya başlıyoruz, haydi hayırlısı.
- Lisede kantin yemeklerini boykot edip, evinden zeytin-peynir getiren öğrencilere 11 sivil polisiyle müdahale eden okul müdürünü de anlamak mümkün değil. Burası Türkiye demek istemiyorum artık. Böyle diye diye adamlar istediğini yaptı. 11 tane sivil polis zeytin ve peynire el koyup Abdülmelik’i dışarı alıyor. Komik ama ağlamamız gerekir. Cüneyt Özdemir’in de dediği gibi “sen düşünüyorsun, bu ülke için tehlikelisin…”
- 16 yaşından beri giydiğim kareli gömlekten bile soğuttu beni bu ergenler… “Kareli Gömlek Love <3″ ne amk ya? Göyneğe de aşık mı olunurmuş… Göynek lan bu göynek.
- Acun, bir tek Bob Marley’in şarkıları kalmıştı bok etmediğin… Sağ ol canım, sağ ol… Ha bir de Eddie Vedder’in şarkısı çaldı geçen programında. Bunlara el sürme be adam sürme…
- -İzm’le biten her şey birer oyundur. Bir görüşü sonuna -izm katmadan da savunabilirsin. Aynı şekilde dinini de bir cemaate katılmadan savunabilirsin. Mesela komünistler hem ABD’ye karşı, hem ABD’ye düşman, hem de ABD’nin çıkardığı görüşleri benimseyip “ben sosyalistim, ben komünistim, ben bilmemneistim…” derler. Komünizm eğer sizin anladığınız şey ise ben hiç öğrenememişim. Eğer benim anladığım şey ise, siz hiçbir şeyden çakmamışsınız demektir. Sonra ABD’ye yine karşı düşmanız eyvallah, ama onun Fransız Devrimi’nden sonra ortaya attığı politika oyunlarına, ırk oyunlarına geliyoruz. Sağ-sol oyunlarına geleceksin madem, neden çıkıp “ben komünistim işteee” diyorsun ki? Her şeye bir ad takmasanız olmaz sanki. Bende halkların haklarını savunuyorum, halk için savaşıyorum, eşitlik için, kardeşlik için, gerçek demokrasi için uğraşıyorum ama buna bir isim takmıyorum. Eğer takarsam zaten ABD’nin istediğini yapıyorum. Amaçları bu zaten, sen komünist, o milliyetçi, diğeri ateist, o sosyalist… Hoooopp bir bakıyorsun herkes ayrılmış, herkes bölük pörçük olmuş… Savunduğunuz -izmleri bir daha gözden geçirin derim.
- Kitaplığı inşallah bu aralar yaptıracağım çünkü İzmir’de ki kitaplarımı da getirdim, yer kalmadı hiç masada.
- Son olarak, birileri artık blogumu okumayacağını söyledi. İçi boş yazı yazmayı bıraktığımdan beri, içi boş insanlar beni okumayı bırakıyor. Saygılar.
Haftanın özeti #79
- Haftanın kitapları: Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck
- Haftanın en beğenilen yazısı: Bir paket sıkıntı
- Haftanın şarkıları: For What Its Worth, Buffalo Springfields
- Haftanın blogu: http://lunasesi.blogspot.com
- Haftanın sözü: ”Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnan bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır.” John Steinbeck
- Elektriğe gelen zam yine dudak uçuklatıcı… Zamına koyduğumunun yerinde mum ışığında yaşayacaksın en iyisi.
- 4 nisan çarşamba, saat 22.00′de İzmir’deyim. İlk defa uçağa bineceğim. “Parayı bulunca g.tün kalktı hemen…”
- Bazı insanlar çeşme suyu gibi. İstediğin kadar iç, bir tat alamazsın.
- İnsanoğlu gariptir. Yağmurun yağmasını ister ama dışarıya şemsiye ile çıkar.
- Leyla ile Mecnun gibi kaliteli bir dizi de nette dolaşan videolar ile mizah yapmaya başladıysa, boku yemişiz demektir. Bana komik gelmedi yani. Tamam beğeniyoruz diziyi ama her şeye balıklama da atlayamayız değil mi?
- “Herkes bir gün Zaman Tüneli’ne geçecek.” Mark Zuckerberg. Adamın zückünde olur mu usta?
- İsim çok önemli. Mesela Fettah Can, adam sadece Fettah diye çıksaydı piyasaya, kim dinlerdi? Fettah’a ekle Can’ı al sana hem marjinal hem karizma isim.
- Sivrisineklerin cinsel ilişkisi 1 saniye sürermiş. Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika, pardon bir saniye. Biri Seniha Yankı’yı arayabilir mi, düzeltelim hemen. Büyük yankı uyandırırız.
- Her şey çok güzel geçti ve her şey çok güzel olacak.
- Kafkas Üniversitesi’ni yıllarca Kafka’nın Üniversitesi diye bilmek acı bir durumdu benim için.
- Bu hayatta RedHead diye bir gerçek var. Milf var, teens var. XHamster seni çok özleyeceğiz.
- Geçen bir blogta gördüm, “ya mutlu olacaksın, ya da yazar..” . Sonra sıkıntılarımı düşündüm ve bunlar olmalı dedim.
- Bir ara yalnızlıktan ölüyorum sandım.
- Merve’nin önerdiği kitaplarla ilgili fantastik kısa filmini izlemenizi öneririm. Ama kesin izleyin, izlemeyen ölür, izlemeyende çiban çıksın gibi laflar etmem. Bana “izlemiyorum” dersen, sen bilirsin derim. Artistlik değil bu, sadece uzatmak istemiyorum.
- M.Sikkofield, aynı konuları daha kapsamlı yazmış. Beni biraz sıktı bu olay ve bu yazılar açıkçası.
- Evleri işaretledikleri yetmezmiş gibi bir de “cCc Hepiniz öleceksiniz” yazmışlar duvara. İblis Nayim Şayin, hala kedidir kedi diye tuttursun. Ülkede milliyetçilik anlayışı üç tane C harfini yan yana koymak olmuş…
- Necati Ateş’i aldığımızda salak salak konuşan bir grup insan vardı, nerede onlar? Adamın boş geçtiği maç yok.
- Sabri golü attıktan sonra maçı terk ediyor sandım. “E golü de attığıma göre yeter bu kadar futbol…”
- Roma İmparatoru Cladius’un 3.karısı olan İmparatoriçe Messallina’nın hikayesini bilir misiniz? Kadın, tam bir seks hastasıdır. Kocası öldükten sonra seks yarışması düzenler. Ve genelev kadını Scylla ile yarışır. Scylla, belli bir saatten sonra yorulur. 25 saat aralıksız sevişerek rekoru elinde tutar Messallina. Daha sonralarda ise takma isimle Roma’yı kent kent gezip fahişelik yapıyor. Ona hayır diyen erkeğin kellesini istiyormuş, o derece azgın manyak birisiymiş.
- Öykü yazmaya başlıyorum. Yukarıda “Öykülerim” diye sayfa yayınlayıp oraya word dosyası şeklinde koyacağım. Okumak isteyen indirip okuyabilir. 5 sayfada olabilir, 10 sayfada…
- Geçen yagmuradam‘la birlikte Kadıköy Çinili’deydik. Kalktım portişitten roads şarkısını açtım. Mekana sonradan gelen kız: “oha lan şarkının güzelliğine bak” dedi. Biz yagmuradam’la hiç kuulluğumuzu bozmadık, çünkü hepimiz Allah’ın kuuluyuz.
- Yagmuradam demişken, Fırat Tanış’ın Yani şarkısını bir de o söyledi, bir de ondan dinleyin. Cover yaptı yani. Geçen yine etleri coverıyoruz… Videoyu çeken benim…
- Bu da yagmuradam’ın köye ve eski anılara dair yazdığı güzel yazı… Okumak istersiniz belki.
- Açlık Oyunları’nı abartan ergenler, ne olur bir şeyin de bokunu çıkartmayın? Ne olur!
- Kimse, kimseye ait değil.
- Eski Buca Belediye başkanlarından Cemil Şeboy, “Şahane hizmetler boy boy, başkan adayınız Cemil Şeboy” sloganıyla seçimlere girmiş ve kazanmış… Köprü altı boy boy, merhaba Redkit kovboy.
- Yandex reklamının Bobiler versiyonu çok iyiydi.
- Hatırlatma: Siteye http://www.diverseprospettive.org adresinden de girebilirsiniz.
- Soru sorma: Bana ve Armariel’e sormak istedikleriniz için bu linki kullanabilirsiniz: http://ask.fm/diverseprospettive
- Ask.Fm’de soru sormuş güzel bir insan… Ne soracağımı bilmiyorum, ne yazacağımı bilmiyorum demiş. Çekiniyoruz gibi bir şey demiş. Gerçekten benden niye çekinirsiniz anlayamam. Tutup ta sizi burada yazacağımı falan mı sanıyorsunuz? İnsanları bozmam ben, güzel şekilde cevaplarım. Van gölü canavarı gibi hissediyorum kendimi siz böyle deyince.. Hem adınızı görmüyorum ki, dilediğiniz gibi dökülün..
- Öğretmenleri polisler dövüyor ve hala bazı insanlar buna sessiz kalıyor. Gerçekten aklım almıyor. Bu insanlar nasıl şerefsiz ya? Ya bu medya? Nasıl bu kadar kör olabiliyorlar? Nasıl bu kadar korkak? Empatiden yoksun geri zekalılar. Polisler bizi koruyor abisi(!).
- Uykusuz’un kapak yine harikuladeydi. Başbakan uçaktan iniyor ve “İnsanın vatanı gibi yok be.. Mis gibi biber gazı kokuyor” diyor.
- Bir ara Kara Melek vardı, ne oldu ona?
- Bu hayatta Şener Şen koşması diye bir gerçek var: Topukları kıça vurarak koşmak…
- Kitaplık yaptıracağım ama bir türlü parayı denkleştiremiyorum arkadaş… Ne zor işmiş İstanbul’da yaşamak…
Haftanın özeti #78
- Haftanın kitapları: Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde
- Haftanın en beğenilen yazısı: Hayal Hırsızlığından Sabıkalı
- Haftanın şarkıları: Acıyor, Göksel – Çıra Gibi Yanıyorum, Esengül – Ne Zaman Gitti Tren, Kesme Şeker
- Haftanın blogu: http://www.the-melpomene.blogspot.com
- Haftanın sözü: “Eleştirmekten zevk almaya başladığınız an, dilinizi tutmanın zamanı gelmiş demektir.” Alice Duer Miller
- Hatırlatma: Siteye http://www.diverseprospettive.org adresinden de girebilirsiniz.
- Soru sorma: Bana ve Armariel’e sormak istedikleriniz için bu linki kullanabilirsiniz: http://ask.fm/diverseprospettive
- Artık anonim olarak bloga yorum yapabilirsiniz. İsim veya e-maile gerekmeden, kayıt olmadan…
- Açık öğretim sınavları yaklaşıyor ve yaklaşmayaydı iyiydi. Hiçbir şey anlamıyorum, hep bana uzak kelimeler. Vergi, maliye, hukuk, sistem, sistem, sistem…
- Bağlama kursum da tam gaz devam ediyor. Bas gaza aşkım bas gaza…
- Yakışıklı erkeklere çapkın demek biraz kavram yanlışlığı yaratıyor. Sonuçta ilgilenen çok oluyor onunla ve o da hiçbirini üzmek istemediği için hepsiyle konuşuyor. E o zaman güzel kızlara da kaşar demeyelim derseniz, haklısınız, deyin dedim mi ki?
- Bu üstteki blog, yeni keşfettiğim sağlam bloglardan birisi…
- Sırtçantalılar’ın ilk defa bir etkinliğine katıldım… Bir tek ben yalnızdım ve bir tek ben yabancıydım. Ama kötü hissetmedim. İyi insanlar. Başım fena ağrıdığı için yarıda bıraktım ve eve döndüm.
- Yolda öyle bir dalmışım ki, arabanın kornasıyla uyandım. Fena şekilde araba çarpacaktı, zor kurtuldum.
- Bu arada hiçbir şeyi unutmadık Serdar Ortaç… Sen güzel güzel yaşa bakalım hayatını.
- Bu ülkeye yürek veren insanları vatan haini gösterip linç ortamı başlatan Ertuğrul Özkök ve Serdar Ortaç, ülkemizi bölük pörçük etmek isteyen Yeni Dünya Düzeni’nin bir parçası, bir maskotu olduğunu biliyor muydunuz?
- Sanatçı dediğin sadece sanatını yapıp bir köşeye oturup susan kişi değildir. Sanatçı, her zaman sosyal konulara girmelidir.
- Anadol, ne güzel arabaydı öyle yahu. Ya sobanın üzerinde pişen kestaneler? Hepsini geçtim, poşetlere ip bağlayıp uçurmamız? Ben büyümeyi sevemedim. Şimdi ellerde Starbucks bardakları, cool gözükmeye çalışmalar, üstündeki elbise ile karizma olmaya çalışan insanlar…
- Lise yıllarında genç bir hocamın bana söylediği bir sözü hiç unutmam: “Unutma Devran, bir yere girdiğinde üstündeki elbiselerle ağırlanırsın ama düşüncelerinle uğurlanırsın.” Ne kadar da doğru, ne kadar da harikulade bir sözdür Allah’ım.
- Part Time işte son nokta: “Kaç part çalışıcaz abi?”
- Hayat kısa, kuşlar uçuşuyor, balıklar yüzüyor, kediler koşuyor. Hep normal şeyler oluyor. Şaka bir yana, Cemal Süreya, ne de güzel anlatmış yaptıklarımızın boşa olduğunu…
- Hozan Beşir’in İçerim Ben Bu Akşam şarkısını kendi tarzıyla söylemesi ilginç ama hoş olmuş.
- Yenilik: Bimcell çıktı.
- Pahalı gözlüklerinizi çıkarın, samimiyeti yok ediyor.
- Anadolu’nun Kayıp Şarkıları diye yazı yazdım ertesi gün günlük okur sayısı yarı yarıya düştü. Seviyorum bizim insanları ya, çok karizmalar.
- Orhan Gencebay’ın yaptığı sanata arabesk değildir dedim, bana inanmadınız, bakın ne oldu şimdi? Şaka bir yana, eserin sahibi bu arabesk değildir demişse olay bitmiştir zaten. Hem kavramlara bu kadar çok takılmayalım, beğeniyorsan dinleyebilirsin. Birileri “aaa şunun dinlediği müziğe bak” diyecek diye bu kadar korkmayın.
- ”İnsan aşık olduğu zaman hep kendi kendini aldatmakla işe başlar, başkalarını aldatmakla sona erdirir. Dünyamızın romantizm dediği işte budur…” Oscar Wilde / Dorian Gray’in Portresi
- Kalabalığa çıkmadığım sürece yalnızlığım bana batmıyor. Ama ne zaman kalabalığın arasında bütün mutlu çiftleri görüyorum, işte o zaman hüzünleniyorum. Asıl soru şudur: Milyonların içinde mi yalnızsın, yoksa gerçek yalnızlığa mı eriştin?
- Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso. Biz kısaca Pablo Picasso diyelim. Ya da Beynelminel filminde ki gibi “Piç Hasso” mu deseydik hehehe.
- Bazı kızlar birileriyle tanışmak istiyormuş gibi yürüyor.
- 5-9 Nisan arası İzmir’deyim. 7-8 Nisan sınavlarım var. Sonra vıy ben duymadım, vıy ben bilmiyorum demeyin.
- Sami Abi’leşme: “Seninle bir daha aynı yolda yürüyemem…” E arabayla gidek?
- “İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir.” Milan Kundera
- Arıların, dünyamızın %35′ini oluşturduğunu biliyor muydunuz? Onlar yok olursa, bizler de yavaş yavaş yok oluruz.
- Arkadaşla çay ocağına oturduk. 4 çay içtik. Arkadaş açık içiyordu, 2 kere istediğimizde de 2 kere açık olsun dedi. Her neyse, kalkacaktık, para ödemek için kasaya gittik. Ne vardı sizin diye sordu yaşlı adam. 4 çay dedim, ikisi açık.
- Kafalar güzelmiş, yukarı bakıyormuş Can Yücel. “Üstad nereye bakıyorsun” demişler ve ondan edebi bir söz beklemişler. Üstad, tüm içtenliğiyle “dalmışım .mına koyim” demiş. Herkes gülmeye başlamış…
- Yeni Evlilik Düşünceleri diye bir yazı gelecek çok yakında.
- Bandıra bandıra ye beni: Su böreği severim.
- Düşünmekten çekinmeyin ve ne işe yarayacak demeyin, Milan Kundera romanında diyor ki; “Düşünceler de hayat kurtarabilir.”
- Geçen yine vapurla Ankara’ya gidiyorum…
- Sabri Sarıoğlu esprisi yapma enstitüsü: gmail.com@sabrisarioglu
- Her sabah işe giderken duvardaki kalem reklamına bakıp, o muhteşem sözü okumaktan kendimi alamıyorum: “Yazmak eylemdir.”
- Trenleri çok severim, tren yolculuğu benim için özeldir.
- Haftanız güzel ola beybiler. Beybileyd vardı lan bir de. Bir de Mahmut Tuncer vardı, Bileydim diye yırtınıyordu. Oğlum ne oluyor lan bana? İllüminati ganga.
Haftanın özeti #76 ve #77
- Haftanın kitapları: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera – Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü, – Yabancı, Albert Camus, Yalnızlık Paylaşılmaz, Özdemir Asaf, Kuantum Düşünce Yöntemi, James Mapes
- Haftanın en beğenilen yazısı: Ben havalı değilim: Ama havasız da değilim!
- Haftanın filmi: Sen Kimsin, Ozan Açıktan
- Haftanın şarkısı: Black, Pearl Jam
- Haftanın blogu: http://raflarinarasindan.blogspot.com
- Haftanın sözü: “Başkalarının senin hakkında ne düşündükleri konusunda endişe duyduğun sürece, onlar senin sahibindir.” Neale Donald Walsch
- Öncelikle herkese tekrardan merhabalar. Evet, geri döndüm… Giderken, gelirken ve ara verdiğim zamanlarda yanımda olan, çabuk geri dön diye söylenen ve okumak için can atan insanlara canımsınız deyip uzun ve eğlenceli bir haftanın özetine başlayalım.
- Bloga http://www.diverseprospettive.org adresinden de ulaşabilirsiniz artık. Paraya kıydım alan adı aldım!
- Bağlama kursu şimdilik solfej eğitimiyle devam ediyor. Alevilerin Karacaahmet Dergahı’nda görüyorum kursu. Birine onlardan eğitim alıyorum dediğimde “dikkat et seni kendilerine çekmesinler” demişti. Ne komik ama! Ben alevi değilim ama olabilirdim de. Allah ne istiyorsa öyle yaşarız. İslamiyet, ayrım yapmamayı gerektirir. Ama sizin İslamiyet’ten anladıklarınız çok farklı herhalde.
- Zira Sivas’ta yakılan 36 insan için dava zaman aşımına uğradı. E birisi demiş ya; “Bu ülkede kapalı alanlarda sigara yakamazsınız ama insan yakabilirsiniz.”
- Benim de evimi işaretleyin iblis nayim şayin.
- T.C : Tayyip Cumhuriyeti
- Avrupa’nın en büyük adalet saraylarından birisi nerede? Türkiye’de. Peki adalet nerede? İçinde adalet olmayan sarayı neyleyim…
- “Al işte geldiği yine belli oldu” dediğinizi duyar gibi oldum. Bizde böyleyiz iki gözüm ne yapalım. Beni korkusuz sananlar var. Öyle değil, ben yalnız bir insan olduğum için korktuğum zamanlar da çok olur. Ama korkuyoruz diye susacak mıyız? Hayır.
- İstanbul’a geleli 3 ay olmuş… Anadolu yakasını çok sevdim. Ve bir itiraf: İstanbul’a aşık oldum.
- Sen Kimsin filmine gittim ama yarısında çıktım. Tolga Çevik’i çok seven biriyimdir. Bizim Jim Carrey’imizdir ama film olmamış. Çocuk komedisini geçememiş…
- “İzlemeyen / dinlemeyen / okumayan çok şey kaybeder” gibi zırvalıklar bitse ya artık? Yıl 2012 oldu da…
- Albert Camus’un Yabancı romanını okuduktan sonra bir de Zeki Demirkubuz’un Yazgı’sını izleyeyim dedim. Zeki Demirkubuz’un Yeraltı filmi çıkacak gitmek gerek.
- Leyla İle Mecnun’un Görüncek Adam sahnesi yılın en iyi absürt komedi sahnelerinden birisiydi bence.
- Millet, akıllı sistemle, akıllı telefonla, Androidle uğraşsın, Nokia garibim, hala kameranın megapikselini yükseltmekle meşgul.
- Okan Bayülgen’in Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten bir konuyu okuması. Saatlerce dinlerim gibi.
- Birkaç şarkı söyleyeyim, güzel dinleyebilirsiniz: Ferdi Tayfur, Sevdalılar Beni Anlar, Orhan Gencebay, Dertler Benim Olsun… Şimdi bunlara “ay çok arabesk” deyip yarın Kıvanç Tatlıtuğ söylese her yerde paylaşacak kızlarımız da var.
- “Hepiniz Ermenisiniz Hepiniz Piçsiniz” diyen oradaki faşist erkekler, Kim Kardashian da Ermeni? Bakıp asılırken iyi ama…
- “Murat Boz dinleyen adam Pink Floyd dinleyenle ilgili yorum yapmaz, ama Pink Floyd dinleyen Murat Boz dinleyeni aşağılama ihtiyacı hisseder.” M.Sikkofield
- İsminin Zekiye, Hayriye olduğunu inkâr edip kendisine başka modern isimler takan kızların kafasını da anlayamadım hiç. Ha Zekiye, ha Melis… İsimlerin farklı olması bir şeyi değiştirmez, acılar ve davranışlar hep aynıdır.
- Kardeşler: Sarımsak ile Sarımtrak
- O kadar müthiş yazı yaz, geceni gündüzüne kat, araştır, bilgi dolu olsun yazın ama ‘falan’ yerine ‘felan’ yaz, ben o yazıyı okuyamam işte.
- Mesele yararlı çiçek olabilmekte.
- Evet, bu hayatta herkes çiçek olabilir: Ama arıların ve kelebeklerin konduğu çiçek mi olmak daha iyi, yoksa bok böceklerinin konduğu bir çiçek mi?
- Benim favori yazarım Bukowski, bok böceklerinin konduğu çiçek olmayı tercih etmiş. Tercih meselesi tabi.
- Taksitle iPad alıp hava atan insanlar da var.. Hayır madem paran Samsung’a yetiyor, niye sırf ”ısırılmış elma” logosu için taksite girersin ki… Diğ’mi ama..
- Kim lan bu sürekli Fizy’nin css’iyle oynayan?
- Her vapur kornasında Ali Atay’ın Yalan şarkısını söylemeyi neden gerekli buluyorsam…
- İstediğim buydu: Charles Bukowski yazınca google’a 7.sırada benim blog çıkıyor.
- Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsüne gittim. “Artık olgunlaşmak istiyorum” dedim, döverek kovaladılar.
- Nedim Şener ve Ahmet Şık tahliye edildi sonunda. Bir zılgıt çekeydik iyiydi…
- Haydi, Devran’dan ücretsiz İngilizce dersleri:
to intersperse water my heart : yüreğe su serpmek
man’s the bottom : adamın dibi - Ferdi Özbeğen’den Dilek Taşı şarkısı da iyi gider…
- İstanbul’a Dünya’nın en iyi atletleri geliyormuş, gittim baktım, ne Ayyıldız marka atlet var ne Kompedan… Tamam kötüydü ama yapmadan duramadım.
- Allah’ım bir sabah uyandığımda evimin her yerinin kitaplarla kaplandığını göreyim. Arkadaşlar, bana hala kitap gönderebilirsiniz. Koli koli, deste deste, severim sizi kümeste hehehe.
- Android’in her yaptığına çakma diyen Apple özentisi geri zekalılar. Apple, sizden daha fazla para alıp sizi yiyor diye hoşunuza mı gidiyor? Yiyor demeyecektim de neyse!
- Bir Alman özdeyişi der ki: “Sadece bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır.”
- Hepimiz cool takılıyoruz ama akbilimiz var, hemde öğrenci.
- Elif Şafak, pardon Shafak. Sen neyin kafasını yaşıyon la? Mevlana’yı Şems’i yazıyon ingilizce tweetler atıp duruyon? Cool musun?
- Benim akranlarımdan hep kızları götüren başka arkadaşlar oldu. Çünkü ben Nietzsche’yi okurken adamlar Elif Şafak okuyup Canan Tan okuyup kızlarla muhabbete giriyordu. Oh kebap.
- Irk kelimesini politikacılar ortaya atmıştır. Tek bir üstün ırk vardır o da insan ırkıdır.
- Bir İETT Filmi: ”AZ SIĞIŞIN YAA”
- Sensiz, alkolsüz bira gibiyim sevdiğim. İçseler bile sarhoş etmem. Akordu bozulmuş bir bağlama nasılsa, şu an bende öyleyim sevdiğim. Ciyak, ciyak, ciyak…
- Şu Beşiktaş’ı yenmeyin artık, yeter yenmeyin :/
- Mart ayı geldiği için sevişen kedilerin resmini paylaşmayan genç sessizce ödülünü aldı.
- Android kullanıcıları: Android Market’in adı değişti, Bim Marketleri oldu. Şaka şaka, GooglePlay oldu.
- Bu da ilginç tabi: Facebook her arayüzü değiştirdiğinde “off iğrenç olmuş” demek, ve bir sonraki arayüz için de “off iğrenç önce ki çok güzeldi” diyerek iğrenç dediğini övmek… Kabul edin, alışmak ile iğrenç kavramlarını karıştırıyorsunuz. Ayrıca zaman tünelini ben beğenenlerdenim.
- Hayatta en son istediğim şey seni üzmek diyenler eninde sonunda üzüyor.
- Tüm emekçi kadınların gününü de şimdi kutlayalım.
- Bazen hayat çok anlamsız, işte şimdi o bazenleri yaşıyorum.
- Yabancı kitabını okuyun, okutun. Harika ötesi anlamlar taşıyan kitaplardan birisi. Camus’yu seveceğiniz bir kitap. Şöyle bir alıntı yapmak istiyorum: “Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. “Benim için bir, istersen evleniriz” dedim. O zaman, kendisini sevip sevmediğimi öğrenmek istedi. Bir başka zamanda da söylediğim gibi, “bunun bir anlamı yok, ama herhalde sevmiyorumdur,” diye karşılık verdim. “Öyleyse niçin benimle evleneceksin?” diye sordu. Bunun hiçbir önemi olmadığını, isterse evlenebileceğimizi söyledim. Zaten isteyen kendisiydi, ben sadece evet demekle yetiniyordum.”
- Benim için bir… Sorun olmaz…
- Darbeyi destekleyen Ataol Behramoğlu, adınla bayağı çelişiyorsun.
- + Devran yeni ayakkabılarım nasıl, güzel mi?
- Babamla inşaatta çalışırken o çizmelerden giyerdik biz de, ama sarısıydı bunun :/
+ Çok kötüsüüğğnn.
- Kesinlikle. - O değilde annemi, babamı çok özledim yahu. Ulan baba, harç kokan o ellerini öpesim geldi şimdi.
- Ben reelde “seviyom, yapıyom, gidiyom, nabıyon” gibi laflar söyleyince beni düzeltmeye kalkmayın. İzmir’liyiz oğlum biz, gelcez gitcez böyle konuşcez.
- Biz hayal ediyoruz, başkaları gerçekleştiriyor.
- “Her iki tarafı da mutlu edecek tek ilişki, duygusallığa yer vermeyen, ve sevgililerden ne birinin ne de ötekinin birbirlerinin yaşamı ve özgürlüğü üzerinde hak öne sürmedikleri ilişki biçimidir.” Milan Kundera / V.D.H
- Bütün yaşama coşkum bir pamuk ipliğine bağlıydı: Onun sesine.
- Suskunlar dizisi son günlerin en çok izlenilen dizisi oldu. Fakat neden oldu? Ahmet Kaya parçasıyla rant sağladı adamlar… Ben Ahmet Kaya gibi bir değerin böyle iki paralık dizilerde kullanılmasına şahsen üzülüyorum.
- Örneğin bir arkadaşımla yaşadığımı bir erkek arkadaşıma anlatayım, hiç “senin adına sevindim” gibi laflar etmez. Hepsinde aynı, sabittir. Hiçbiri sektirmez. Dedikleri ilk şey şudur: “Arkadaşı yok mu la, arkadaşı?”
- Yalnızlık, benim kaderim mi ne?
- İstanbul gibi bir yerde tek başına yaşa ama yalnız uyu. Ben bir şey anlamadım bu Nietzsche’likten arkadaş heheheh.
- Bir kadının kendisiyle ilgilenenler olduğunu göstermek için çabalaması atomu parçalamak gibidir.
- Albert Camus demiş ki: “Sevmenin sınırı olamaz”
- Yeni Türkü ve Fırat Tanış’tan Mamak Türküsü’nü dinleyelim.
- En çok insan haklarını ihlal eden ülke olarak birinci sıradayız. Ve en çok açıkta öğretmeni bulunan ülke. Ülkemi seviyorum, ergenler gibi ABD’ye falan özenmiyorum ama ülkemin içine edenlere göz yumanlara sinir oluyorum.
- Biraya “amele içkisi” diyen sözde havalı gözükmeye çalışan koluna girdiğiminin çocuğu. Doğduğunda beyaz şarapla mı doğdun?
- Ben gerçekten yazı, baharı, sıcağı özledim.
- Hiç derbi hakkında bir şey demeyecek misin diyenlere şunu diyorum: Derbiden önce konuşmamak erdemliktir.
- WordPress’in Türkçe Facebook sayfasında insanlar yardım istemiş herkes fiyat üzerinden konuşmuş. Dedim, gelin yardım edebildiğim kadar ederim her şey para değil. Bayağı gelen oldu, edebildiğim kadar ettim.
- 5-9 Nisan arası İzmir’deyim. Açık öğretim sınavları da yaklaştı sayılır.
- Sana dava açmayı düşünüyorum, izin almadan aklıma girip duruyorsun.
- 15 yaşındaki kızlar kaderi çözmüş görmeniz lazım. Kader diye bir şey yokmuş, özgür irade falan varmış hehehe. Lan daha dur yaşın 15, az sus. 5 yıl sonra değişecek olan düşüncelerini şimdi dile getirme. Kader de var, kaderimizi çizen Allah’ta var. N’oldu yazdıklarım karizma gözükmedi mi? Belki “tanrı” yazmadım ya, ondandır.
- Tüm kitaplarda, özellikle romanlarda en çok kullanılan deyim: “Omuz silkmek” .. Omzunu silkti, buna sadece omzunu silkti, omzunu silkmekle yetindi, omzunu silkerek yerine oturdu… Ne omuzmuş arkadaş, silktiğiminin omzu.
- Bu arada Zeytinburnu’da zeytinci yokmuş, Ferhat Güzel, güzel değil, Nihat Genç desen o da yaşlı, Denizli’de deniz yok… Allah’ım ikilemler ikilemler…
- Bir erkek orgazm olduktan sonra partnerini öpmeye devam ediyorsa ya çok aşıktır ya da çok abazandır.
- Ona buna “ağzın daha süt kokuyo la bebe” diyen insanlara şunu sormak istiyorum: Aynısını Leon’a da diyebilir misiniz? Yer mi?
- Grup Yorum’un afişlerini “görüntü kirliliği” diye kaldırıp “Ağlatan Geceler Sohbeti”nin afişlerini her yere basan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne de selam olsun buradan. Adiliğin bu kadarı…
- Öğretmeninin derste “sittin sene” lafını “siktin sene” anlayıp küfür ettiğini sanıp gülen liselinin de derdi çoktur hangisine yansın.
- Ha bir de bu ülkede kolay şekilde Halil Sezai olabilirsin ama bir Haluk Levent olamazsın.
- Bu hayatta Hozan Beşir diye bir gerçek var… Çılgın bağlamacı.
- Arabalarının arka camına kocaman bayrak yaptıranlar olmasa Türkiye’de olduğumu unutacaktım ya. Sağ olun milliyetçi gardaşlarım.
- Bazı insanların Pazartesi gününden farkı yok ama bazıları da Cumartesi gibidir.
- “İki tane birbirini aramayan arkadaştan ilk önce hangisi “lan hayırsız hiç arayıp sormuyon” derse, o hemen otomatikman hayırlı insan oluyor… Adaletini seveyim dünya”
- Benim bir yengem var; nescafe’ye ‘neskayfe’, toprağa ‘torpak’ derdi. Canım benim ya, ulan hepinizi özledim he.
- Kahve içtiğimde uykum geliyor diyen güzel insan, şekersiz içeceksin kahveyi. Şekerlisi uyku getirir tabi.
- Kelle paça çorbasının adı bana ‘yaka paça’ sıfatını hatırlatıyor.
- Şarkıya bak la: “Aşkistan” … Biri de çıkıp “Pakistan” diye şarkı yapmaz he.
- WordPress yeni bir istatistik alanı geliştirmiş. Hangi ülkelerden giriliyor diye. Almanya ve ABD’den düzenli takipçim var sanırım. Türkiye’den sonra en çok oradan okur geliyormuş. Filipinlerden, Endonezyadan falan da var…
- Bilgi: Ahtapotların 8 bacağı vardır ve kollarından birisini penis olarak kullanırlar.
- Ulan ne güldüm ya: “Trabzon’da silahlı 4 banka soyguncusu, silahlı 18 müşteri tarafından etkisiz hale getirildi.”
- Topluma inanmayın, toplum bize iyi şeyleri kötü diye yutturmaya çalışır ve bizi köleleri yapmak isterler.
- Hatun dediğin balık etli olur deyip uzunca iki haftanın özetini bitirelim. Aslında daha çok şey not almışım da, hepsini buraya yazamam. Güzel günler diliyorum demek istiyorum ama çok mu kibar oluyom ne? İçinizden geldiği gibi yaşayın lan.
Haftanın özeti #75
- Haftanın kitapları: Düşüş, Albert Camus - Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay, – İş İşten Geçti, Jean-Paul Sartre
- Haftanın en beğenilen yazısı: Medya yalakalığı
- Haftanın şarkısı: Yalan, Duman
- Haftanın blogu: http://hippilazman.blogspot.com
- Haftanın sözü: “Aslında hiç kaybetmedim; sadece sistemin istedikleri kazandı. Meteliksiz olabilirim ama niteliksiz değilim.” Charles Bukowski
- BÜTÜN KATLİAMLAR KÖTÜDÜR!
- Hemen şunu diyeyim: Herkes beni havalı filan sanıyormuş, vallahi değilim lan. Öyle entel görünümlü elitist gözükmeye çalışanlardan da değilim. Vallahi bak, isterseniz beni tanıyanlara sorun. Bak lütfen diyorum. Anadolu çocuğuyuz oğlum biz.
- Evet, bu 1 buçuk haftalık sürede 3 kitabı okudum. Camus ile tanışmak güzeldi. Ama Sartre’ın yazım tarzını daha çok beğendim. Özellikle birkaç beğendiğim yeri paylaşacağım. Hazır olun.
- Sıradaki kitaplar mı? Albert Camus’un Yabancı’sı, Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ve Özdemir Asaf’ın Yalnızlık Paylaşılmaz kitapları…
- Bu hayatta Elmander diye bir gerçek var a dostlar.
- Bu bazı siteler de “kardeş tost makinesiyle mi çektin, bu nasıl görüntü” diyen insan candır can.
- Evet bu hafta Okan Bayülgen üstteki yazımı paylaştığı için haftanın hatta blog tarihinin en beğenilen yazılarından birisi oldu.
- Beyoğlu’nda Cafe İkinci Kat güzel yer, selam olsun.
- Nasuh Mahruki, şöbiyet tatlısı yerken röbdöşambrına damlattı. Hayatım boyunca bana ilginç gelen üç ismi bir cümle içerisinde kullandım ve ortaya ilginç bir şey çıkmadı. Dağılabiliriz.
-
Literatürde hepimiz insanız.
- Bugün katilleri katliamı protesto etmek için Taksim’e gittim. Bir de ne göreyim: Kahraman Ogün diye bağırıyorlar inanılması güç. 20 yıl once yapılan bu çirkin katliam için buradaki bir gazeteciyi sorumlu tutuyorlar, cok amaçsızca. Ben Türk doğmuşum bazıları Ermeni. Allah’a karşı gelmek bu yaptıkları. Bozkurt Kahraman Samast diye bağıranla katliamı yapanların farkı yoktur. Kahrolsun bütün katiller, Türk Kürt Ermeni farketmez, katliamcılar, öldürmeyi sevenler kahrolsun. Bir yanda “Çocuklar Ölmesin” pankartları bir yanda “İntikam, Ölüm” sesleri. Bu ikilem, bu trajedi, bunu anlayamıyorum.
- Adından söz ettiren insanlar, geceleri uyumayan insanlardır.
- Ne okuduğumu bildikleri halde bana “ne iş yapıyorsun” diye soran tanıdıklarım; Bilgisayar Programcılığı okuyup hosteslik yapıyorum. Rahatlayın artık..
- Kuzey’in (youtube’de izledim) İETT otobüsüne bir küfür sahnesi var ki, çok hoşuma gitti. Ben etmiş kadar rahatladım.
- Uykusuz, sen çok güzel bir dergisin. Sami Abi, Fırat, Yiğit Özgür karikatürleri ve Cihan Ceylan karikatürleri hepsi birbirinden harika. Vedat Özdemiroğlu’nun köşesi bambaşka güzellik zaten.
- “Çocuklar vatana millete hayırlı olmayacaksa yürümeden yok edilsin” diyen Erzurumlu Okul Müdürü’ne epey gönderme vardı. Çocuk yeni doğar ve söyler:
-Ne Mutlu Türküm Diyene.
-Alın bunu, bu yararlı olur vatana millete. - Albert Camus’nun kitabını okuduktan sonra Camus Personeli Seçme Sınavı’na girmeyi düşündüm.
- Kindar gençlik, dindar gençlik, katil gençlik oh yeah seks in the beach.
- “Bazıları biraz daha eşittir” G. Orwell
- Dünya kupasında kendi kalesine gol attı diye turnuva sonrası bir bar çıkışı öldürülen bir futbolcu olduğunu biliyor muydunuz? Escobar.
- Bir de UFO’nun acilen klozet ısıtıcısı yapması lazım, ayağı ısıtmayı falan bırak yani.
- 3 saat uyuyorum yetiyor, bazen 4.
- Songül Karlı, Songül Karsız esprisi iyiydi.
- “İnsanda karakter olmadı mı, onun yerine bir yöntem bulup koyar.” Albert Camus / Düşüş
- Henüz bir kere bile yoksulluğun üzerinden rant sağlayamadım fotoğraflarımda ama böyle olan fotoğrafları da sevmiyorum değil hani. Şu Fetih 1453, İstanbul 2012 fotoğrafı çok iyiydi.
- Sosyal mesaj zamanı: Dün GDO’larla ilgili dünyada iki önemli gelişme yaşandı. Çin Hükümeti GDO’lu gıdaları ülke genelinde yasaklarken ülkemizde Danıştay’ın aldığı yürütmeyi durdurma kararı gereğince Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı GDO yönetmeliğinde değişiklik yaptı. Bakanlık yaptığı değişiklikle antibiyotik direnç geni içeren GDO’ları yasaklamış gibi gösterirken, gerçekte izne tabi hale getirdi.
- Sosyal mesaj zamanı: ACTA’ya hala hayır deme zamanımız var. İnternette kitap, film, müzik, bilgi, siyaseti, politika veya başka bir şey yapmak için izlemek için okumak için ACTA’ya hayır deyin. Bloglarınızda bahsedin.
- Adele’in önceki halini gördünüz mü? Demek ki şişman kızlarımız üzülmüyormuş, ileride hayatın ne göstereceği belli olmuyormuş. Adelelerim ağrıyor :(
- Arkadaş, bu Beşiktaş’ı niye hep yeniyoruz? Bir de artık şampiyonuz desek yeridir.
- İzmir’i de özlemedim değil hani. Özledim vallahi.
- “-Şimdi nereye gideceğim?
-Nereye istersen. Ölüler özgürdür.” J-P Sartre, İş İşten Geçti - Tamam çoğu zengin kapitalist düzene uyuyor ama biz fakirler her zengine de bu yakıştırmayı yapmasak olmuyor sanki. Çok çalışıp, her türlü zorluğu görüp zenginliğe kavuşanlara da mı kapitalist diyeceğiz? İşte zenginin parası, biz züğürtlerin çenesi.
-
Atilla Taş’ın Medya Kralı’nda “Biz ailecek çok fakirık… Baba fakır, mada fakır… ” demesinin üstünden kaç yıl geçti Fırat Budacı?
-
Tık tık tık öcü, güle güle Ankaragücü.
-
Fotoğraflar çektim profesyonel makinemle. Şaka şaka ben o kadar zengin değilim la, bir arkadaşın. Hani boynumda görünce “of ya bende böyle bir makine almak istiyorum” diyorsunuz ya, vallahi bende almak istiyorum hehehe.
-
“İlkin ELİFBA’ydı, sonra ALFABE oldu, derken ABeCe, şimdi de A.B.D.” Can Yücel
- Tony Curtis, Tuncel Kurtiz’in neyi ola ki?
- Batsın Bu Dünya şarkısı, adamı katil eder… Ama çok iyi be!
- “Gündüz uykusundan kalkanlar, ne kadar uyuduklarını niçin kalkar kalkmaz, ısrarla öğrenmek isterler?” V.Özdemiroğlu . Harbiden ne kadar uyumuşum la ben? La söyleyin harbi.
- Cıvık bir kadından daha kötü bir şey varsa o da cıvık bir erkektir. Toplu taşıma araçlarında içine düşecekmiş gibi davranmakta nedir ? “Noldu ya söyler misin? Söyler misin noldu? Ya Funda lütfen, bakar mısın bi, lütfen ama, ya nolur!” Tiksindim.
- Uzun bir haftanın özetiyle daha karşı karşıyaydık, çok not almaya başladım, kusura bakmayın.
Haftanın özeti #74
- Haftanın kitabı: Pis Moruğun Notları, Charles Bukowski
- Haftanın en beğenilen yazısı: Kitaplar, filmler ve sığırlar
- Haftanın şarkısı: Zeynebim, Erkan Oğur – İ.H.Demircioğlu
- Haftanın blogu: http://fildisikule.wordpress.com
- Haftanın sözü: “Bir kere esrar sanıldığı kadar harikulade bir şey değil. Allah aşkına, esrar içimi serbest bırakılsa içenlerin yarısı bırakır meredi. İçki yasağı yüzünden alkolik olanların sayısı anneannemin siğillerinden fazladır. Sadece yasak şeyleri yapmak ister insan. Kim her akşam karısı ile yatmak ister ki? Ya da haftada bir?” Charles Bukowski
- Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken adlı kitabı da bitti bitecek.
- Bu üstteki blog var ya, çok iyi bilgiler veriyor.
- Fetih 1453′ü izleyeyim diyorum da, sinemaya gidecek kimse yok.
- Fizy, bir sen bozmamıştın be.
- İçki masasında verilen sözler tutulmaz.
- Arif’in Manchester’a attığı golü ararken kendini Songül Karlı’nın göğüslerinde bulan insan gibiyim.
- Topkapı Sarayı’nda sevişen işçileri yakalayıp kovuyorlar. İşte Muhteşem Yüzyıl. İşte saray fantezileri. Buyurun, izlemeye devam edin.
- Televizyon, senden nefret ediyorum. Boş beyinli insanlar dolu etraf.
- O değilde geçen bir forumda “sakal nasıl çıkar” diye bir konu açmışlar. Herkes işte, badem yağı sür, sarımsak sür beklet, yumurta sür, yok sadece tıraşla yazmış.Ve çoğu “şunu yaptım, şimdi sakallarım Ahmet Kaya’nın sakalını geçti” demiş. Birisi 14 yaşında, birisi 15, birisi 13, birisi 18… Ve biri tam da düşündüğüm yorumu yapmış, okuduğumda gülmekten öldüm: “Arkadaşlar ben de 11 yaşındayım, yumurtayı bir güzel pişirip yüzüme sürdüm, beklettikten sonra yüzüme sürdüğüm yumurtayı ekmeğe banıp yedim, şimdi Ahmet Kaya’nın 2 katı sakalım var.”
- “Ne zaman vaktin var? dedi. Her zaman. Ona bu sözü söylemedim tabii. Her zaman vakti olanlara saygı duyulmaz.” Oğuz Atay / Korkuyu Beklerken
- “Havaya girdin mi, Galatasaray çakar sana.” Rıdvan Dilmen http://s14.directupload.net/images/120217/bayrvr73.swf
- İç çamaşırlarımı ve çoraplarımı elde yıkadıktan sonra -makine yok- bloglara bir göz atayım dedim. Düşünce Sandalı diye bir blog gördüm. Sağ menü komple aynı, benim blogun aynısı. S.U der ki; yapmış aynı benim gibi. Ama altına benim dediklerimi yazmış. Ve isim belirtmemiş. Haftanın özeti yapmış, benim özetlerde bir kaç söz alıp paylaşmış, yine isim belirtmemiş. Hepsini kendine mal etmiş. Adama “emek hırsızlığı yapıyorsun” diye mesaj atıyorum güzel bir dille uyarıyorum. Bana “etkilenmiş olabilirim haberim yok” falan diyor. Nihayetinde özür de diliyor tabi. Kızdığım tek nokta şu: Hayır yani, tamam almışsın benim bloğu aynen oraya, etkilenmişsin eyvallah, ama ismi paylaşmazsan altında bu “hırsızlık” olur yani.
- Güney Afrikalı 28 yaşındaki ünlü kriket oyuncusu Haşim Amla, takımının sponsoru olan alkol firmasının reklamını giydiği formaya yazdırmıyor.. Bunun karşılığında her ay 500 $ ceza ödüyor.
- Normal bir hattan mesaj geliyor bana: “Tebrikler! Değerli Müşterimiz 4 Büyük Takımın Taraftar Formasını Hediye kazandınız. Hediyenizi almak için hemen arayın: 0216 370 22 **” Ve ben cevap atıyorum bunlara, çünkü normal hat, mesaj gider: “Nereden müşterin oluyorum lan senin? Hem ben Göztepe’liyim, ne yapayım 4 büyüğü. Hadi kaybol.”
- Patronumun kütüphanesine bayıldım. Oradan 4 kitap aldım, bitirince almaya devam edeceğim. Çok sağ olsun.
- HTML5 – NetBeans Arayüz Düzenleme – JAVA JSF ve Android Eclipse Arayüz Geliştirme… Çalışmalar devam ediyor…
- Yazamadığım konusunda herkes hemfikir ise, yazmaya 3-4 sene ara vermeyi düşünüyorum. Bakalım, düşünüyorum şimdilik.
- Bloga yeni bir yazar transferi yaptım elbette. Onun müthiş yazıları süsleyecek yine buraları.
- Yoruldum ulan.
- Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa? Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. Sabahları dilimizde akşamdan kalmış bir küfür, salonlar, piyasalar ve Kapıağası Durağı.
- Bir sonraki yazı: Tüketici Toplum
Haftanın özeti #73
- Haftanın kitabı: Korkma Ben Varım, Murat Menteş
- Haftanın en beğenilen yazısı: Bütün tinerciler toplandık
- Haftanın şarkısı: Sun Is Shining, Bob Marley
- Haftanın blogu: http://evrensellmuzik.blogspot.com
- Haftanın sözü: “Kadınların dediğini hiçbir zaman tam yapmayacaksın. 3 ekmek al diyorsa, 2 ekmek alacaksın. Yoğurt al diyorsa, salça alıp götüreceksin.” Grafik Tasarım hocam M.Yasin Özsağlam
- Şu evrensel müzik blogunda harbiden harika şarkılar var… Dünyanın dört bir yanından klasik müzik, caz, reggea ve bütün müzikler var… Harika bir arşiv!
- Haftaya direk Galatasaray ile başlamak lazım artık. Bence şampiyonuz ama ligin bitimini ve play-offları beklemek lazım tabii. Riera’yı sol bek oynatmak her baba yiğidin harcı değildir: Imparatore Fatih Terim
- Bu hayatta “Elmander’in çimleri dövmesi” diye bir gerçek var. Hırsına hayranım lan sarı…
- En sevmediğim taraftar tipi, takımı kazandığı halde kazanamayan rakip takımlarıyla ilgili küçük düşürücü laflar söyleyen taraftarlardır. O değilde ne yendi be Karabük hehehe… Onu da geçtim, bizim Sabri’nin yabancı versiyonunu bulduk: Stoch.
- Hayat, defolu insanlar ve bu defolu insanları terbiye etmekle uğraşan insanlarla dolu.
- Pedal, bisikletin icadından 15 yıl sonra bulunmuş. Yani siz hele bir başlayın, gerisi gelir sözü buradan gelmektedir. Ne bileyim, tahmin lan.
- Cahillikler Kitabının 1 ve 2. sayısını almak gerek.
- Denemelerinde bana bir bilgi katmayan blogları takip etmem. Pucca’yı neden sevmiyorsun diyorlar. Ben Pucca’nın nesini seveyim? Sevgilisi tarafından terkedilmiş bir kızın bilindik depresif yazıları. Mizah katmış biraz içerisine, hepsi bu. Cümleler arasında bir iki bilgi giydireyim dememiş. Sadece kızın ne yaşadığını öğreniyoruz, kızın ne yaşadığını öğrenirken o konuya dair önceden şairler, yazarlar, bilginler ne demiş bilsek o zaman okurdum. Kültür sıfır, yazılarda. Böyle çok blog var. Ben bir kişinin ilişkisinde yaşadığı anıları ancak Charles Bukowski’den okurum, diğerleri sıkıcıdır zaten. Yani Pucca’yı çekememezlik diye bir şey yok, yazmıştır, o tarz seven varsa okur.
- Salep, orkide çiçeklerinden yapılır. Ülkemizde orkidelerin en bol bulunduğu yer ise Kastamonu’dur. Orkide çiçekleri çok pahalı bir çiçektir.
- Öyle bir ülke düşünün ki, MİT müsteşarı bile ifadeye çağrılıyor. Ha MİT suçludur suçsuzdur bir şey diyemeyiz ama müthiş oyunlar döndüğü kesin.
- Bu hayatta evrim teorisini mahveden bir adam var: Hakan Peker. Yaşlanmak ve değişmek onun bilmediği kavramlar.
- Ace’nin Ayşe Teyze’si aslında Alev Teyze imiş. Lan ben de kadının gerçekten adı Ayşe sanıyordum. Sinema işte garip şeyler.
- “Öteki dünyada çok kralız boolum.”
- Bu hayatta doktor yazısı diye bir yazı var. Adamlar kendilerine özel yazı üretmişler. Esprisi de anlaşılmaması. Küçükken reçetede yazılanları okuyunca babam hep şey derdi: “Aferin oğluma be, doktor yazısını bile okuyo” Ayıp ettin be baboli!
- Kulağakaçan böceğini hepimiz biliriz. İsmine vurulduğum çift antenli böceeem benim. Biz uydurmamışız ha, ingilizcesi de ‘earwig’tir.
- Tembel bir nesil gelişiyor ama farkında değil kimse.
- 1.Elizabeth, sakaldan nefret ettiği için İngiltere’de sakallı olanlara sakal vergisi ödetirmiş. Belki de Çatal Sakal adlı hanedanı yüzünden.
- Niye bilmiyorum ama deri mont giyen erkeklerden hiç haz etmiyorum. Özellikle renkli deri mont giymiyorlar mı bir de… Vallahi bok gibi.
- Can Bonomo müziğine çok farklı çok güzel diyen insanlar. Peki bu linkteki müziğe ne demeliyiz? Lan tek gitarla, bu kadar müthiş sesler neler yapıyor görün. Kızın sese ölün yalnız, o derece.
- İnsanlar sizi bilgi ve akıl konusunda yenemiyorsa, onda olup ta sizde olmayan bir şeye takar: Boy, kilo, ayakkabı, giysi ve diğer saçma şeyler. Çünkü insanoğlunun doğasında bu vardır. Sürekli ezilmişlik hissi taşırlar.
- Dikkat edin, güzel kızların yakın arkadaşları hep çirkin olur. Kompleks, kötü şey olsa gerek. “Bu sadece kızlarda değil erkeklerde de var” diyecek olan Mehtap hocamı şimdiden saygıyla selamlıyorum.
- “Genç çocuk” kavramı saçma değil mi sizce de? Çocuğun yaşlısı olmaz ki zaten. Gerçi Benjamin Button vardı ya la, onu unutmuşum.
- Uykusuz’u telefonuma indirdim. Her tuvalete girdiğimde kahkahalar yükseliyor evden. Uykusuz ve android, sizi seviyorum.
- Hayvan isiminden sıfat oluşturma: Kanguru’bu
- Dünyanın en küçük ülkesi Sealand adında bir ülkedir. Nüfusu 3 kişi. Ülke 2007′de satılığa çıkarılmış.
- Kazandibi, güzel tatlıdır.
- Haa unutmadan, kitapseverler için güzel bir site önereyim: NeOkuyorsun.Com! Okuduğun kitapları listeleyip, okuyacağın kitapları seçebiliyorsun. Sade, güzel bir site.
- Pazartesi sendromu sorun değil, sabahları kalkmak sorun… Haftanız güzel olsun canikolar!