Çıplak İstekler

 

beklediklerimiz ve sonuna kadar istediklerimiz,
asla ve asla,
biz yüzümüzü çevirene kadar olmayacak.

bu yüzyıllar boyunca alışılagelmiş bir şey,
bunu ne ben,
ne sen,
ne de evren değiştirebilir.

istediğimiz şey ancak istemediğimiz zaman gerçekleşir,
binaenaleyh evren soyunurken lütfen ona bakmayın,
yoksa üstünü giyemiyor,
ve istediklerimiz olmuyor.

devran bostancıoğlu

Bazı Şeyler Anlaşılmazdır

 

bazı şeyleri hiçbir zaman anlayamadım.
babamın cebinde neden kürdan taşıdığını mesela,
mesela annemin tülbentine sakızı yapıştırmasını,
incir ağaçlarının üstündeki yapışkan sıvıları mesela.
hep düşeceğimizi bildiğimiz halde tırmandığımız o ağaçları.

hepimiz sevmenin acı verdiğini bildiğimiz halde neden severiz,
anlayamadım.
çivi toplamanın getirdiği demir kokusunu mesela,
mesela çocukluğumu anlayamadım hiç.
soğuk gecelerde sokak lambalarına neden baktığımı,
ve neden acı çektiğimizi.

anlık duyguları anlayamadım mesela,
aşkı mesela,
aldatmayı mesela, hiç anlayamadım.
halıların üzerine atılan örtüleri mesela,
birilerinin kirlenmemesi için yaptığımız fedakarlıkları mesela,
matematik konularını hiç anlayamadım, her gün bölünürken.

bazı şeyleri hiç anlayamadım,
sevişmeleri mesela, öpüşmeleri,
ayrılacağımızı bildiğimiz halde savaşmamızı mesela,
bazı şeyler gerçekten anlaşılmaz,
tıpkı hayat gibi,
anlamak gerek, gereksiz anlaşmaları,
yalansız yaşamak gerek,
yalanlaşmaları hiç anlayamadım mesela.

devran bostancıoğlu 

Anlamadan Öldüm

 

yağan yağmurda,
sigara içmek gibiydi seni sevmek.

ne içtiğim sigaradan anladım bir şey,
ne de saçının ıslaklığından.

üstüm başım ıslak,
arabalar düşmanım gibi,
öfkeliler ve beni ıslatıyorlar.

ne seni sevmekten anladım bir şey,
ne de yaz aylarında yağan yağmurlardan.

oysa ne çok istemiştim anlamayı,
seni de, sevmeyi de, yağan yağmurları da.

artık bir ölüyüm,
ne ölmekten anladım bir şey,
ne de seni beklemekten.

bostancıoğlu devran 

Bastırılmış Duygular

 

köye gidelim sevdiğim,
samanların içinde sevişelim,
canımız ne çekerse onu yapamayalım,
kısıtlanalım,
özgürlüğümüzün sınırı köyün tel örgüleri kadar olsun,
sen benden kola iste,
ben yumurtaları bakkala götürüp takas edeyim,
sana kola getireyim,
sonra yoğurt vereyim bakkala,
karşılığında çekirdek alayım,
para kullanmayalım, para geçmez zaten.
yazmanı saçlarının göründüğü şekilde bağla,
tahrik et beni sevgilim,
ve sana  ulaşamayayım,
biliyorsun, ulaşamazsam vazgeçmem.

bağıra bağıra şarkı söylemeyelim,
içimizde kalsın tüm sevinçler,
içimizde kalsın tüm umutlar,
saf sevgimiz ile kurnazlık yapalım,
odunluk yapayım odunlukta,
birden yapışayım dudaklarına,
tokat at bana sevdiğim,
acıyı hissedeyim,
bir daha at,
ve bir daha,
sonra öp beni,
elimize diken batarken,
sen öp beni.

devran bostancıoğlu

Öğretmen: İstanbul

 

doğal gaz kesik,
faturalar kabarık,
ve internet bugün yarın kesilir.

sıkıntıdayım,
dertlerdeyim,
dışarı çıkıyorum,
dostlarımla dolaşıyorum;
kedilerle.

sarı kedi,
siyah kedi,
ve saçımı tutuyorum;
uğursuzluk getirmesin diye.
batıl inançlarla,
bağlanmaya çalışıyoruz hayata.

sonra üsküdar’a bakıyorum,
yaşlı, yorgun
ve benim gibi;
yalnız.

annemi özlüyorum,
küçük kardeşimi
ve yaşamak istiyorum.
yaşamak mı istiyordum?
al sana işte,
al sana yaşamak, al sana işte.

bir sigara yakıyorum sonra,
yarısını ben içiyorum,
yarısını istanbul.

devran bostancıoğlu

İsteksiz Yalnızlık

 

sabah güne uyanıyorum,
güneş isteksiz doğuyor.
pencereyi açıyorum,
insanlar isteksiz yürüyor. 

ilk konuştuğum insan,
15F otobüsünün şoförü;
“kapıyı açabilir misin?”

ikinci konuştuğum insan,
aşçı fatma abla;
“günaydın fatma abla, yemekte ne var bugün?”

gece uyumaya çalışıyorum,
ay isteksiz ortaya çıkıyor.
pencereyi kapatıyorum,
insanlar isteksiz sevişiyor.

son konuştuğum insan,
pilavcı nejat abi;
“iyi geceler ağabey ellerine sağlık”

tamamen yalnız olmadan,
yalnızım demeyin.
tek başınalığı çekmeden,
ahkâm kesmeyin.

insanız çünkü,
muhtaç oluruz kimi zaman,
isteksiz de olsa yardım isteriz.

şimdi soruyorum,
kim daha yalnız?

devran bostancıoğlu

Atalet ve Silkinme Partisi

 

ben başkan olsam,
dolandırmaya bile üşenirim.

yemiyorlar, içmiyorlar,
dolandırıyorlar bizi sevgilim.

kendimize gelmemiz lazım:
atalet içinde kalmak iyi değil,
silkinme lazım, silkinme,

iyi bir parti yapmak lazım sevgilim,
sen ne partisi diyorsun,
bak şimdi ataletini siktirme.

devran bostancıoğlu

Barbaros Marley

 

keşke küçük kalsaydık,
no woman no cry’ın anlamını,
“kadın yok ağlamak yok” olarak bilseydik,
ve keşke barbaros hayrettin yeniden albüm yapsa,
bu sefer amcamız olsa,
“ben sizin babanızım” yerine,
“ben sizin amcanızım” dese,
am’ca desek,
sen niye uyarmadın bizi?
no woman no cry diye.
ayrıca ne içtiysen bize de söyle,
o kafaya ulaşmak istiyoruz.

devran bostancıoğlu

3 insan çeşidi

 

bir, bildiğini bilmeyen (zararsız)

iki, bildiğini bilen ve konuşan (olumlu tehlikeli)

üç, bilmediği halde hiç susmayan (onlardan kurtulamazsınız, onlar her yerde)

devran bostancıoğlu

Öl ve Diril

 

siz hiç yalnızlığı iliklerinize kadar hissettiniz mi?

her gün duvarlar üstünüze geldi mi?

her gece ölüp, her sabah yeniden dirildiniz mi?

her gece ağlamaktan odanızda ses yankılandı mı?

hüznünü bile paylaşacak kimsen kalmıyor bazen hayatta.

herkesin acısı kendine büyük.

ben bugüne kadar acı çekmemişim.

bunu anladım.

bir istanbul’a yaz gelmedi,

bir de bana. 

bir insan bir günde kaç defa ölür ki?

her şey arabeskleşiyor, 

ve boşluklar çoğalıyor. 

devran bostancıoğlu

Sessiz

hayat sensiz çok sessiz, çok sedasız.

hayır, güzelim, hayır;

bütün gürültüyü sen yapıyordun demiyorum,

sadece insanlar da susuyor sen gidince.

devran bostancıoğlu

Aşk uykusu

uyumayı sevmeyen birinin,
uyuduktan sonra uyanmayı sevmemesi gibiydi aşk.

hem aşk uzak dursun deriz,
hem aşık olunca unutmak istemeyiz.

lanet olsun kadınım.
biraz daha hüzün aşıla bana. 
biraz daha aşk,
ve biraz daha uyku. 

devran bostancıoğlu

Hak ile yeksan

ağzımdan çıkanı kalbim işitmiyor artık,
güneş bakışlım, bazen yandığım oluyor.
bazense yanmıyorum,
sadece gülüşüne dalıyorum. 

öyle güzel gülümsedin ki,
hak ile yeksan ettin beni. 

aldırma bunları,
ben ne dediğimi bilmiyorum!
sadece çay içsek, o bile kafi.
ama aynı bardaktan. 

devran bostancıoğlu