Yollara düştüğümden beri bir tek şeyi çok iyi anladım. Özgürlük, ancak yola çıkmakla kazanılan bir şeydir. Ve ben özgürüm diyen herkes kendisini bir daha sorgulamalı. Ben özgürüm ama neyi istediğim gibi yapabiliyorum? Kafama taktığım şeyden bile beni sorumlu tutuyorlarsa, boynuma taktığım şeyden bile beni suçluyorlarsa özgürlük kelimesini biraz zor buluruz.
Yola çıktım, çünkü aradığım huzuru orada bulacağımı biliyordum. Her zaman dediğim gibi hayatın anlamının ikili ilişkilerde olmadığını erken yaşta anladım. Kimse, kimseye ait değil. Hatta üstümüzdeki elbiseler ve iç çamaşırınız bile ait değil. Hepsi bize emanet. Bana ait hiçbir şey yoksa, bende yola çıkar özgürlüğüme kavuşurum dedim. En başta çok düşündüm… Korktuğum bile oldu… Başarabilir miyim diye düşünmekten kendimi alamadım. Ama yola çıkarsam, bunun zor olmayacağını kendime söyledim. Yola çıkmak, başarmaktır. Zaten çıkmışsan, başarmışsındır. Niyetlendiğin olaya yaklaşmak zaten başarmaktır. Hedefe varmak başarı sayılmaz, başarı hedef için yola çıkmaktır. Zafer kazanmak, her insanın harcı değildir. Zordur, yürekten istemen lazım.
Normal bisikletlerle yola çıktığımızda yapamayacağımızı hiçbir zaman düşünmedik. Yol bisikleti olmadığı için epey zorlandık, hatta 3 gün kıçımın üstüne oturamadım. Kaskımız yoktu, 5 litrelik su şişelerini kesip kask yaptık. Ve ilk çıkan rüzgarda uçtu kaskımız… Aslında patentini alıp satmayı bile planlıyorduk hehehe. Çok zor geçti. Her yolculuğum çok zor geçti. Çok çetin şartlar altında geçirdiğim yolculuklar oldu. Bir arabaya binebilmek için sadece 30 km yürüdüğümü hatırlarım. Ama umudumu kaybetmedim, kaybetmedik. Çünkü Allah, benim bunu gerçekten istediğimi biliyordu ve bana bir araba yollayacaktı. Nitekim de öyle oldu. Yürekten istediğin her şeye Allah zaten yardım edecektir. Ama öyle bir isteyeceksin ki, herkes sana imrenerek bakacak. Ve “kaskım yok, çantam yok, ayakkabım yok, şu yok, bu yok” gibi bahaneler üretmeyin. Bahane, tembellerin işidir.
Yaşım o kadar büyük değil ama bana hep imrenerek baktılar. Çoğu arkadaşım yaşadığım hayata özenip “senin yerinde olmak istiyorum” dedi. Kızlar ise “seni görünce neden erkek değilim ki diyorum” dedi hep. İyi de güzelim, o kadar çok erkek var ki, özgürlüğünü eline almış olmasına rağmen yaptığım şeylere adım bile atamıyor. Ve benim gibi zafere ulaşmak için 2 hafta açlığa katlanan insanlar da var. Ve bütün bu zorlukların arasında biz başarmak için yola çıkmışız ve bir şeyleri başarmışız.
Yaptığımız işe gerçekten imrenerek bakıp hayal ettiğim şey bu diyen insanlar da var, “ben olsaydım arabama almazdım” diyen vicdansızlar da var. İşte bu yüzden sen olamadın. İşte bu yüzden o kişi sen olamadın. İnançsız insan mutsuz insandır. Mutsuz insanın ise hayatında hep bir şeyler eksiktir. Zaten mutluluk yoksa, çok şey eksik demektir. Yani bizler bu kadar zorluk karşısında böyle bir cesaretle adım atarken, sen kimsin oluyorsun da, “ben olsaydım arabama almazdım” diyebiliyorsun ki? Bir kere sana bu iradeyi veren kim? Ya altındaki arabayı? Arabayı kendin kazandın değil mi? Eyvallah, peki herhangi bir olumsuz olay karşısında neden “Allah’ım niye ben” dersin? E mutluluğu sen kazanıyorsun da, üzüntüyü niye başkalarına yüklüyorsun ki? Hadi her şeyi geçtim, neden bu kadar kibir? Neden bu kadar güvenilmezlik? Elbette kötü olaylar oluyor ama sen inançlı biriysen içine o an zaten iyi şeyler doğar ve o kişiyi yoldan alırsın.
Tek diyeceğim şu: Allah, bu “ben olsaydım arabama almazdım” diyen insanları yolda bırakmasın. Çünkü onları da kimse almayacak veya alan kişi çok güzel bir ders verecek. Bizi yolda bırakmayıp arabasına alan, yemek ısmarlayan, evinde ağırlayan, güzel sözler söyleyen o bütün insanlar var ya, onlar işte bizim dualarımızla o günlerini güzel geçirdiler.
Aslında bizim yaptığımız olayın tek amacı vardır. İnsanların vicdanını rahatlatıp “bugün Allah için iyilik yaptım” diyebilmelerini sağlıyoruz. Onlar bizi bıraktıktan sonra huzurla doluyor, bizler ise onlara duacı oluyoruz. Gülerek “ben olsaydım almazdım” diyen insan, sen aslında yaşamıyorsun sadece nefes alıyorsun. Çünkü herkes yardımsever olamaz ve herkes hayatta gerçek mutluluğu bulamaz.
Şunu da söylemekte yarar var: Elbette başımıza kötü bir iş gelebilirdi veya hala gelebilir. Ama amacın uğrunda çektiğin acı bile sana tatlı gelir. Amaçlarınız uğruna fedakarlıklar yapmaktan kaçınmayın. Yarın müthiş insanların bulunduğu Sırt Çantalılar ile buluşup İstanbul’u gezeceğiz…














